19 yy padişahları ve ıslahatları

Fiyatve Stok Filitresi-Ara: Tükenen Ürünleri Göster. Pencereyi Kapat. Tarih. Osmanlı Tarihi. Türkiye Tarihi; Dünya Tarihi; Araştırma İnceleme Kitapları; Filtreyi Kapat: Kategoriler Yazarlar Fiyat ve Stok. Kaknüs Yayınları: Filtreyi Kapat: En Yeniler Alfabetik A-Z Alfabetik Z-A Ucuzdan OsmanlıPadişahları; Şahsiyetler (Biyografiler) Dönemin sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’ ile 18.yy ıslahatları arasındaki en büyük fark; 18. yy de Avrupa örnek alınmaya başlanmıştır. Ülkemizde Nüfus ve Yerleşme Oyun / Eğlence. 19 Aralık 2021. 3 yorumlar . Esin Erbek. 25 Ekim duraklamadevri sokullu mehmet paşa'nın ölümüyle başlayıp karlofça antlaşmasına kadar devam eden dönemdir. bu dönemin ıslahıtçıları: dördüncü murat, dördüncü mehmet, ikinci osman, koçi bey, tarhuncu ahmet paşa, köprülü mehmet paşa, kuyucu murat paşa, fazıl ahmet paşa gibi isimlerdir. duraklama devrinde osmanlı devleti git gide yenilgi alırken geriye gittpinin İslamHalifesi ve 19. Osmanlı padişahıdır. Babası 1. İbrahim, annesi ise Turhan Hatice Sultan'dır. Mustafa Dönemi Islahatları (1757 1774) : 3. mustafa ıslahatları , 3.mustafa ıslahatları , 3.mustafa dönemi ıslahatları vs.. III. Mustafa Dönemi Islahatları(1757 1774) Sadrazam Koca Ragıp Paşa ve Baron Dö Tott tarafından Lale devri yenilikleri hangi alanlarda yapıldı nelerdir? Lale devri padişahı ve sadrazamı kimdir? – 17, 18. 19. Yy ıslahatları hangi alanlarda yapılmıştır? – III. Selim ıslahatları nelerdir? – II. Mahmut ıslahatları nelerdir? Hangi alanlarda hangi ıslahatlar yapılmıştır? – Ziraat bankasının kurulma amacı nedir?- Site De Rencontre Totalement Gratuit Et Sérieux. Sorular Diğer osmanlı ıslahat hareketlerinin nedenleri sonuçları ve özellikleri nelerdir ? CEVAPLA CEVAPLAR nedeni 19. yüzyılda Osmanlı Devleti hızla dağılmaya başladı. Bunda Fransız İhtilali'nin sonuçları, Sanayi İnkılâbı ve kapitülasyonlar etkili oldu. İHTİLALİ ve OSMANLI DEVLETİ'NE ETKİLERİ İhtilali'nin Nedenleri İngiltere ve ABD'deki demokrasi ve insan hakları ile ilgili gelişmelerin Fransız halkını etkilemesi Fransa'da halkın sınıflara ayrılmış olması Kralın halka baskı yapması, kendisi lüks ve israf içinde yaşaması, halkın ise aşırı derecede yoksul olması Aydınlanma Çağ’ında yetişen Fransız aydınlarının insan hakları, eşitlik, Adalet, demokrasi, hürriyet gibi konularda yazdıkları eserlerin halkı etkilemesi Fransa'nın 17. yüzyılda girdiği savaşlar ve gereksiz harcamalar yüzünden ekonomisinin bozulması, Kralın halktan yeni vergiler almak istemesi Bu nedenlerden dolayı 1789'da Paris'te başlayan halk ayaklanması sonunda Fransa'da krallık sona erdi meşrutiyet yönetimi kuruldu. 2. Fransız İhtilali'nin Sonuçları Fransız İhtilali tüm dünyada yaygınlaşan devletleri ve toplumları siyasi ve sosyal yönden etkileyen önemli sonuçlara yol açtı. Bu sonuçlar şunlardır Eşitlik, hürriyet, adalet ve milliyetçilik akımları tüm dünyaya yayıldı. Devletlerin siyasi, hukuki, toplumsal yapısında önemli değişiklikler oldu. Krallıkların yerini demokrasi yönetimleri almaya başladı. İnsan Hakları Beyannamesi tüm dünyada yayıldı. Milliyetçilik akımı çok uluslu devletler için yıkım oldu. Avrupa’da büyük savaşlara neden oldu. Osmanlı Devleti çok uluslu bir yapıya sahip olduğundan milliyetçilik akımından çok etkilendi. Azınlıklar bağımsız devletler kurmak için ayaklandılar. İhtilalin Osmanlı Devleti'ne olumlu etkileri de oldu. İnsan hakları, demokrasi, eşitlik, adalet, hürriyet gibi yenilikler Osmanlı toplumunu etkiledi. Tanzimat ve Islahat Fermanı ile I. Meşrutiyet bu etkilenmenin en önemli sonuçlarıdır. B. 19. YÜZYILDA SİYASİ OLAYLAR 1. Sırp ve Yunan İsyanları Sırp İsyanı 1804 Sırplar, din, dil, ticaret hürriyetine sahip olarak yüzyıllarca Osmanlı yönetiminde yaşadılar. Ancak Gerileme Dönemi’nde durum değişti Osmanlı - Rus ve Avusturya savaşları sırasında Sırbistan'ın savaş alanı haline gelmesi Sırbistan'a tayin edilen yeniçerilerin ve bazı yöneticilerin halka kötü davranması Avusturya ve Rusya'nın kışkırtmaları Milliyetçilik akımının Sırp halkını etkilemesi nedenlerinden dolayı Sırplar 1804'te isyan etti. İsyan Ruslar tarafından desteklendi. Osmanlı Devleti 1812'de Ruslarla yaptığı Bükreş Antlaşması ile Sırplara bazı ayrıcalıklar tanıdı. Sırplar, 1829'da Ruslarla yapılan Edirne Antlaşması’yla iç işlerinde bağımsız oldular. 1878 Berlin Antlaşması’yla da tam bağımsız hale geldiler. Yunan İsyanı 1821 - 1829 Osmanlı - Rus Savaşı ve Edirne Antlaşması 1828 - 1829 Osmanlı Devleti içinde en fazla ayrıcalığa sahip toplumlardan biri olan Rumlar Atina, Mora Yarımadası ile Ege adalarında yaşıyorlardı. Rumların isyan etmelerinde; milliyetçilik akımı ile Avrupa devletleri ve Rusya'nın kışkırtmaları etkili olmuştur. Rumların, deniz ticareti sayesinde zenginleşmeleri, Avrupalılar tarafından desteklenmeleri, iyi örgütlenmeleri ve Osmanlı devlet yönetiminde görevler almaları başarıya ulaşmalarını kolaylaştırmıştır. Osmanlı Devleti, 1821’de başlayan Yunan isyanını bastıramadı. Padişah II. Mahmut Mora ve Girit valiliği karşılığında Mısır valisi Mehmet Ali Paşa’dan yardım istedi. Mehmet Ali Paşa kuvvetleri isyanı bastırdı. Ancak, Rusya ve diğer Avrupa devletleri Rumlara bağımsızlık verilmesini istediler. İstekleri kabul edilmeyince de Navarin'deki Osmanlı ve Mısır donanmasını yaktılar 1827. Rusya Osmanlı Devleti'ne savaş açtı. Yeniçeri Ocağı'nı yeni kaldırmış olan Osmanlı Devleti savaşı kaybetti. Ruslarla Edirne Antlaşması yapıldı. Buna göre; Yunanistan'a bağımsızlık verilecek, Sırbistan, iç işlerinde bağımsız olacak Osmanlı Devleti, bazı topraklarını Rusya'ya verecekti 2. Mısır ve Boğazlar Sorunu 1831 - 1841 Yunan Devleti kurulunca, Mısır valisi Mehmet Ali Paşa'ya vaad edilen Mora valiliği verilemedi. Mehmet Ali Paşa Mora yerine Suriye valiliğini istedi. İsteği kabul edilmeyince de isyan etti. Mısır kuvvetleri, üzerlerine gönderilen kuvvetleri yenerek Konya'ya kadar ilerlediler. II. Mahmut Avrupa devletlerinden yardım istedi. Bu isteğe yalnızca Rusya olumlu cevap verdi. Rusların İstanbul'a gelmesinden korkan İngiltere ve Fransa'nın araya girmesiyle Kütahya Antlaşması imzalandı 1833. Buna göre; Mehmet Ali Paşaya Mısır valiliğine ek olarak Girit ve Suriye valiliği, oğlu İbrahim Paşa'ya da Cidde valiliğine ek olarak Adana valiliği verilecekti. Kütahya Antlaşması iki tarafı da memnun etmedi. II. Mahmut yeni bir savaş durumunda İngiltere ve Fransa'ya güvenemediğinden Rusya ile Hünkar İskelesi Antlaşması'nı yaptı Buna göre; Osmanlı Devleti bir savaşa girecek olursa Rusya Asker göndererek yardım edecekti. Rusya bir savaşa girecek olursa Osmanlı Devleti Rusya'nın isteğine göre Boğazları kapatacaktı. Antlaşma sekiz yıl yürürlükte kalacaktı. II. Mahmut 1839'da Mehmet Ali Paşa üzerine bir ordu gönderdi. Ancak gönderilen ordu Nizip Savaşı'nda yenildi. Hünkar İskelesi Antlaşması gereği Rus donanması İstanbul'a geldi. İngiltere ve diğer Avrupa devletleri araya girdi. Bunun üzerine Londra Antlaşması ile Mısır sorunu çözüldü 1840. Buna göre; Mısır'ın yönetimi Mehmet Ali Paşa ve oğullarına bırakıldı. Mısır'ın dış işlerinde Osmanlı Devleti'ne bağlı kalması ve yıllık vergi ödemesi kabul edildi. 1841'de Hünkar İskelesi Antlaşması'nın süresi bitti. İngiltere ve Fransa'nın girişimleri ile Londra'da bir konferans toplandı ve Londra Boğazlar Sözleşmesi imzalandı. Buna göre; Boğazların yönetimi Osmanlı Devleti'nde kalacak Barış zamanında Boğazlar savaş gemilerine kapalı, ticaret gemilerine açık olacaktı. 3. Kırım Savaşı 1853 - 1856 Osmanlı Devleti Mısır sorununu çözdükten sonra Tanzimat Fermanı ile bir dizi yenilik hareketlerine girişti. Osmanlı Devleti'nin güçlenmesini istemeyen Rusya, İngiltere'ye Osmanlı topraklarını paylaşmayı teklif etti. İngiltere siyasi ve ticari çıkarlarından dolayı bu teklifi reddetti. Bunun üzerine Rusya, Osmanlı Devleti'ni tek başına parçalamaya karar vererek kabul edilemez isteklerde bulundu. Bu istekler; Kudüs'te Katoliklere verilen hakların Ortodokslara da verilmesi Kutsal yerler sorunu Osmanlı sınırları içinde yaşayan bütün Ortodoksların Rusya'nın himayesine verilmesi Boğazlarla ilgili olarak Hünkar İskelesi Antlaşması'na benzer yeni bir Antlaşma yapılmasıydı. İngiltere ve Fransa ile anlaşan Osmanlı Devleti, Rus isteklerini reddetti. Bunun üzerine Rusya, Kafkasya ve Balkanlardan saldırıya geçti 1853. Osmanlı ordusu hem Balkanlarda hem de Kafkasya'da Rus ordusunu yendi. Ruslar Sinop limanında demirli bulunan bir Osmanlı donanmasını yaktı 1853. İngiltere ve Fransa ile İtalya'daki Piyemonte Hükümeti Osmanlı Devleti'ne destek amacıyla asker gönderdi. Müttefik kuvvetler Kırım'a çıkarma yaptılar. Zor durumda kalan Rusya barış istedi. Paris Antlaşması imzalandı. Buna göre; Osmanlı Devleti, Avrupa devleti sayılacak, Avrupa devletler hukukundan yararlanacak, Toprak bütünlüğü Avrupa devletlerinin garantisi altında olacak Karadeniz'de hiçbir devlet tersane ve donanma bulundurmayacak Boğazlar 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi’ne göre yönetilecekti. Osmanlılar galip devlet olmasına rağmen antlaşmanın Karadeniz'le ilgili Maddesinden dolayı yenik devlet durumuna düşmüştür. Rusya, elde ettiği kazançlarının çoğunu kaybetmiştir. Antlaşmanın sonuna Islahat Fermanı da eklenmiştir. 4. 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı ve Berlin Antlaşması Paris Antlaşması’na rağmen Rusya emellerinden vaz geçmedi. Avrupa'daki gelişmelerden yararlanarak Osmanlı Devleti üzerindeki emellerini gerçekleştirmek amacıyla yeniden harekete geçti. Balkanlı ulusları kışkırttı. Bosna - Hersek'te isyanlar çıktı. Avrupa devletlerinin isteği ile İstanbul ve Londra'da toplanan konferanslarda Osmanlı Devleti'nden Sırbistan, Romanya ve Karadağ'a bağımsızlık, Bosna Hersek ve Bulgaristan'a özerklik verilmesi, Hristiyanların yaşadığı yerlerde ıslahat yapılması istendi. Osmanlı Devleti, Avrupa devletlerini etkilemek ve isyanları önlemek için meşrutiyeti ilan etti. Bun rağmen Avrupa devletleri isteklerini yeniledi. Osmanlı Devleti bu istekleri kabul etmeyince de Rusya, Osmanlı Devleti'ne savaş açtı 1878. Osmanlı Devleti, Kafkasya ve Balkanlarda bazı başarılar kazandıysa da Ruslar doğuda Erzurum'a batıda ise İstanbul önlerinde Çatalca'ya kadar ilerledi. Osmanlı Devleti barış istedi. Ruslarla Ayastefanos Antlaşması yapıldı. Bu antlaşmayla Ruslar, Osmanlı Devleti'ni istediği gibi parçaladı. Ancak Avrupa devletleri bu durumu tanımayarak Berlin'de yeni bir konferans topladılar. Konferans sonunda Berlin Antlaşması imzalandı. Buna göre; Romanya, Karadağ ve Sırbistan'a tam bağımsızlık verilecek, Bulgaristan iç işlerinde bağımsız bir prenslik olacaktı. Kars, Ardahan ve Batum Ruslara bırakılacak. Teselya Yunanistan'a verilecekti. Bosna - Hersek'in yönetimi geçici olarak Avusturya'ya bırakılacaktı. Bu antlaşmadan sonra İngiltere ve Fransa Osmanlı toprak bütünlüğünü koruma politikasından vazgeçtiler. Bunun sonunda; 1878'de Kıbrıs'ı üs olarak alan İngiltere 1882'de Mısır'ı da işgal ederek Hindistan yolunu güvenceye aldı. 1830'da Cezayir'i işgal etmiş olan Fransa, 1881'de Tunus'u da işgal etti. Bundan sonra Osmanlı Devleti'nin dağılması hızlanarak devam etti. C. 19. YÜZYILDA YAPILAN YENİLİKLER ve DEMOKRATİKLEŞME ÇABALARI 19. yüzyılda Osmanlılar batıyı daha iyi anlamaya ve daha köklü ıslahatlar yapmaya çalıştılar. Bu ıslahatlar üzerinde özellikle Fransız İhtilali'nin sonuçları etkili oldu. 1. II. Mahmut Döneminde Yapılan Yenilikler II. Mahmut'un ilk yıllarında Alemdar Mustafa Paşa, yeniliklere destek bulmak için âyanlarla Sened-i İttifak Antlaşması’nı yaptı İlk kez hükümdarın yetkilerinde kısıtlama olmuştur. Nizam-ı Cedit ordusuna benzeyen Sekbanı Cedit ordusunu kurdu. Ancak bir yeniçeri isyanı sonunda Alemdar öldürüldü. Sekbanı Cedit Ocağı da kaldırıldı. II. Mahmut Eşkinci Ocağı adıyla yeni bir ordu daha kurdu. Ancak, bu ordu da yeniçerilerin tepkisi sonucu kaldırıldı. II. Mahmut yenilikler konusunda iyice hazırlandı. Yeniçerilere karşı topçu ocakları ile halkı ve ulemayı yanına çekti. 1826'da Yeniçeri Ocağı'nı kaldırarak Vakayı Hayriye yeniliklerin önündeki en önemli engeli ortadan kaldırdı. Bundan sonra yenilikler hızlandı. a. Askeri Alanda Yapılan Yenilikler Yeniçeri Ocağı kaldırıldı. Yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye adıyla yeni bir ocak kuruldu. Orduya subay yetiştirmek amacıyla Harp Okulu açıldı. Avrupa'dan subay ve uzmanlar getirildi. b. İdari ve Sosyal Alanda Yapılan Yenilikler Divan örgütü kaldırılarak yerine bakanlıklar nazırlıklar kuruldu. Yenilikler için askeri, adli ve idari meclisler oluşturuldu. Valiler doğrudan merkezden atandı. Köy ve Mahalle için muhtarlıklar kuruldu. Memurlara rütbe ve nişan verildi, Dahiliye iç işleri, ve hariciye dış işleri olarak ikiye ayrılıp maaş bağlandı. Ceket, pantolon ve fes giyme zorunluluğu getirildi. Askeri ve mali amaçlı olarak ilk nüfus sayımı yapıldı. Polis teşkilatı ile posta teşkilatı kuruldu. Müsadere usûlü devletin kişilerin mallarına el koyması kaldırılıp özel mülkiyet güvenceye alındı. Takvim-i Vekayi adıyla ilk resmi gazete çıkarıldı. c. Eğitim ve Sağlık Alanında Yapılan Yenilikler İstanbul'da ilköğretim zorunlu oldu. Rüştiye ortaokul okulları açıldı. Ayrıca devlet memuru yetiştirmek için okul açıldı. Avrupa'ya öğrenci gönderildi. Tercüme odası kuruldu. Yabancı dil öğreten okul açıldı. Askeri tıp okulu açıldı. Karantina tedbirleri alındı. 2. Tanzimat ve Islahat Fermanları yerine geçen oğlu I. Abdülmecit yenilikleri devam ettirmek istiyordu. Bu amaçla Mustafa Reşit Paşa'yı sadrazamlığa getirdi. Mustafa Reşit Paşa yapılacak yeniliklerin esaslarını belirleyen Tanzimat Fermanı’nı ilan etti. Tanzimat Fermanı ile; Bütün vatandaşların can, mal, namus güvenliği devlet tarafından sağlanacak, Herkesten gelirine göre vergi alınacak, Askerlik vatan görevi olacak ve belli bir düzene konacak, Mahkemeler halka açık olacak ve hiç kimse yargılanmadan cezalandırılmayacaktı. Fermanın ilanından sonra, içeriğine uygun olarak, devlet yönetimi, maliye, adliye ve askerlikle ilgili kanunlar hazırlandı. Islahatlar yapıldı. Tanzimat Fermanı ile; Padişahın yetkileri kısıtlandı. Kanun üstünlüğü ilkesi kabul edildi. Demokratikleşme hızlandı. Toplumunda eşitliğin, birlik ve bütünlüğün sağlanması hedeflendi. Mısır sorunu ve Boğazlar konusunda Avrupa devletlerinin desteği sağlanmaya çalışıldı. Azınlık isyanlarının önlenmesi ve Avrupa devletlerinin Osmanlı iç işlerine karışması engellenmek istendi. Ancak başarılı olunmadığı gibi bu sorunları daha da arttırdı. Islahat Fermanı Tanzimat Fermanı'nın eksikliklerini gidermek amacıyla hazırlandı. Ferman Paris Konferansı sırasında yayınlandı. Buna göre; Hristiyanların devlet memuru olabilmesi, devlet okullarında okuyabilmesi kabul edildi. Azınlıklara kilise ve okul açma izni verildi. Azınlıklar Askerlik görevini para bedel ödeyerek yapabilecekti. Islahat Fermanı ile Avrupalıların, Osmanlı iç işlerine karışması engellenmek istenmiştir. Ayrıca toplumda eşitliği sağlamak, azınlıkları devlet yönetimine ısındırmak hedeflenmiştir. Ancak istenilen sonuç alınamamış, üstelik azınlıklar Müslümanlardan daha ayrıcalıklı hale gelmiştir. 3. I. ve II. Meşrutiyet I. Meşrutiyet Tanzimat ve Islahat Fermanları Osmanlı Devleti'ndeki sorunları çözmeye yetmedi. Azınlıklar yeni hak talepleriyle isyan etmeye devam ettiler. Namık Kemal, Ziya Paşa gibi aydınların başını çektiği Jön Türkler Genç Osmanlılar ülkenin ancak meşrutiyet yönetimi ile kurtulacağına inanıyorlardı. Onlara göre; demokratik meclisler oluşturulmalı, halk seçeceği temsilciler aracılığıyla yönetime katılmalı, padişahın yetkileri kısıtlanmalı, toplumda din, dil, ırk ayrımı yapılmamalıydı. Genç Osmanlı aydınları bazı subayların da desteğini alarak Meşrutiyeti ilan edeceğine dair söz veren II. Abdülhamit'in tahta çıkmasını sağladılar 1876. II. Abdülhamit, Mithat Paşa'yı sadrazamlığa getirdi. Mithat Paşa başkanlığında oluşturulan bir kurul önce bir anayasa Kanuni Esasi hazırladı. Ve Meşrutiyet ilan edildi. 1876'da I. Meşrutiyet dönemi başladı. Anayasaya göre; Meclisi açma ve kapama yetkisi padişaha ait olacaktı. Halkın seçeceği vekillerden oluşacak bir Mebuslar Meclisi ile, padişahın seçeceği kişilerden oluşacak, Âyan Meclisi oluşturulacak, yasama yetkisi bu meclislerde olacaktı. Yasalar padişah tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe girecekti. I. Meşrutiyet’in îlanı ile Halk ilk kez yönetime katılma hakkı elde etti. Padişahın yetkilerinde kısıtlanmalar oldu. Osmanlı Devleti ve Türk tarihinin ilk anayasası yapıldı. Buna rağmen yasaların padişah tarafından onaylanırsa yürürlüğe girecek olması, padişahın meclisi açma ve kapama yetkisinin olması, tam demokrasiye geçişi engellemiştir. II. Meşrutiyet II. Abdülhamit meşrutiyet yanlısı değildi. 1877-1878 Osmanlı - Rus Savaşı'nı bahane ederek meclisi kapattı ve baskıcı bir yönetim uygulamaya başladı. Buna rağmen genç Türk aydınları mücadelelerine devam ettiler. İttihat ve Terakki Cemiyeti'ni kurdular. Özellikle genç subaylar arasında taraftar bulan İttihat ve Terakkiciler Balkanlardaki karışıklıkların artması ve Avrupa devletlerinin yeni isteklerde bulunması üzerine Makedonya'da ayaklanma başlattılar. II. Abdülhamit Kanuni Esasi'yi yeniden yürürlüğe koydu. Böylece II. Meşrutiyet dönemi başladı. Seçimler yapıldı. Meclis çalışmalarına yeniden başladı. II. Meşrutiyet'in ilanından bir süre sonra meşrutiyet karşıtları İstanbul'da büyük bir isyan çıkardılar. 31 Mart Olayı olarak bilinen isyan, Selanik'te oluşturulan Hareket Ordusu tarafından bastırıldı. Bütün bu karışıklıklar sırasında, Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti. Girit Yunanistan'a bağlandı. Avusturya, Bosna - Hersek'i resmen topraklarına kattığını ilan etti Diğer kategorisindeki diğer sorular Oluşturulma Tarihi Eylül 15, 2020 0234Islahatın kelime anlamı yeniliktir. Osmanlı Devletinde birçok padişah eğitim, yönetim ve kültür alanında ıslahatlar gerçekleştirmiştir. İlk ıslahatlar ise I. Ahmed tarafından hukuk alanında yapılmıştır. için Osmanlı Devletinde ıslahat hareketlerini Devletinde yapılan yeniliklerin amacı devleti güçlendirmek ve toplumsal düzeni sağlamaktır. 18. yüzyıldan sonra gerçekleştirilen ıslahat hareketlerinde Batılı devletler örnek alınmıştır. Osmanlı Devletinde Islahat Hareketleri 1- III. Ahmet Döneminde Yapılan Islahatlar Bu dönemde yapılan yeniliklere ''Lale Devri Islahatları'' adı da verilir. Bu ıslahatların tamamı Batı örnek alınarak yapılmıştır. En büyük yeniliklerden biri ilk sivil matbaanın açılması olmuştur. İbrahim Müteferrika tarafından açılan matbaada basılan ilk eser, Van Kulu Lügatı olmuştur. Bu dönemde kütüphanelerin sayısı artmış ve ilk kağıt fabrikası kurulmuştur. Çiçek aşısı da ilk kez III Ahmet döneminde uygulanmıştır. 1720 yılında kurulan Ali Tulumbacı Ocağı, Osmanlı'nın ilk itfaiye ocağı olmuştur. 2- I. Abdülhamit Döneminde Yapılan Islahatlar İstanbul Teknik Üniversitesi, I. Abdülhamit döneminde kurulmuştur. Humbaracı ocaklarının ıslahı gerçekleştirilmiş ve subay yetiştirmek amacıyla istihkam okulları açılmıştır. 3- III. Selim Döneminde Yapılan Islahatlar III. Selim'in gerçekleştirdiği ıslahatlara Nizam-ı Cedit yeni düzen adı verilir. Nizam-ı Cedit aynı zamanda yeni ordunun adıdır. Yeniçeri askerlerinin sürekli isyan çıkarması sonucu kurulan orduda Fransız subaylardan yardım alınmıştır. Bu ordunun ihtiyaçlarını karşılamak için devlet hazinesi oluşturuldu. Bu hazinenin adı da İrad-ı Cedit'tir. III. Selim sadece askeri alanda değil diplomasi alanında da ıslahatlar gerçekleştirdi. İngiltere ve Almanya'nın başkentlerinde Londra- Berlin düzenli elçilikler kuruldu. 4- II. Mahmut Döneminde Yapılan Islahatlar gerçekleştirdiği yenilikler daha çok eğitim, kültür ve ekonomi alanında olmuştur. Osmanlı Devletinin eğitimde Batılı devletlerin gerisinde kalması sonucu birçok ıslahat yapılmıştır. İstanbul'da ilköğretim zorunlu hale getirilmiş ve rüştiyeler açılmıştır. Teknik eğitim almaları için Avrupa'ya yüzlerce öğrenci gönderilmiştir. II. Mahmut yerli malı kullanılması için de ıslahat yapmıştır. Birçok şehirde deri atölyeleri en yenilikçi Osmanlı padişahlarından biri olarak bilinmektedir. 1826 yılında yeniçeri ocağını kaldıran padişah, memur maaşlarına da düzenleme getirmiştir. Bu dönem rüşvet ve yolsuzlukların artması sonucu yeni kanunlar getirilmiştir. Bu kanunlar ile birlikte devlet memurlarının rüşvet ve hediye almaları yasaklanmıştır. İlk harbiye okulu ve tıbbiye de bu dönemde açılmıştır. 5- Abdülmecit Döneminde Yapılan Islahatlar Gülhane Hatt-ı Humayunu adıyla da bilinen Tanzimat Fermanı, 3 Kasım 1839 tarihinde ilan edilmiştir. Tanzimat fermanının ilan edilme amacı Avrupalı devletlerin iç işlerimize karışmasını önlemekti. Tanzimat Fermanı ile birlikte Osmanlı Devleti, hukuk devleti olma yolunda önemli adımlar atmıştır. Yargıda açıklık ilkesi getirilmiş ve herkese eşit yargılanma hakkı tanınmıştır. Fermanın getirdiği ekonomik düzenlemeler de mevcuttur. Müsadere kaldırılmış ve özel mülk güvence altına alınmıştır. Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayan herkese mülkünü miras olarak bırakma hakkı verilmiştir. Erkeklere dört yıl zorunlu askerlik de getirilen yenilikler arasındadır. 1856 yılında ise Islahat Fermanı ilan edilmiştir. Hem Müslüman - Gayrı Müslim eşitsizliğini ortadan kaldırmak, hem de dış politikada Fransa ve İngiltere'nin desteğini almak için ilan edilmiştir. Bu ferman ile birlikte Hristiyanlara ait birçok okul, kilise ve hastane binası onarılmış ve yeni binalar inşa edilmiştir. 6- Abdülaziz Döneminde Yapılan Islahatlar Eğitimde modernleşme hareketleri bu dönemde de devam etmiştir. Galatasaray ve Darüşşafaka Liseleri ile birlikte 1870 yılında Darülfünun açılmıştır. Bu dönemin en etkili ismi ise Ahmed Cevdet Paşa olmuştur. Onun başkanlık ettiği ettiği bir komisyon tarafından hazırlanan Mecelle medeni kanun 1876 yılında yürürlüğe girmiştir. İçindekiler1 OSMANLIDA YENİLEŞME Gelenekçi yaklaşımla Osmanlı yenileşme hareketleri2 OSMANLIDA YENİLEŞME HAREKETLERİ II. MAHMUT DÖNEMİ ASKERİ ALANDA YÖNETİM ALANINDA EĞİTİM-KÜLTÜR ALANINDA3 ABDÜLMECİT DÖNEMİ YENİLİK HAREKETLERİ OSMANLIDA YENİLEŞME HAREKETLERİ Osmanlıda yenileşme hareketleri konusunda tarihçiler tam anlamı ile görüş birliği yapmış tarihçiler yenileşme hareketlerinin başlangıcı olarak Lale Devrini alırken, bazı tarihçiler ise tanzimat fermanını baz almaktadır. Osmanlıda Yenileşme Hareketleri Batı örnek alınarak yapılan yenileşme hareketleri Gelenekçi sistemle yapılan yenileşme hareketleri Olmak üzere 2 fikri çıkışı vardır. Gelenekçi yaklaşımla Osmanlı yenileşme hareketleri Bu görüşe göre Osmanlı devletinin geri kalmasının nedeni ordunun ve kanunların bozulmasına bağlanıyordu. Bu durumdan çıkabilecek güce ve devlet adamlarının varlığına inanılıyordu. Devlet iyi yönetilir, kanunlarda değişiklik yapılır ve işin ehli Türk devlet adamları iş başına gelmesi ile sorunun çözüleceği düşünülüyordu. Bu düşünce de askeri sistemi düzeltmekle ilgilidir. II. Osman 1618-1622, IV. Murat 1623-1640 ve Köprülüler devri bu tip reformların örnekleridir. yenilikçi bir padişahtı. Yeni çerilerin daha yeni yeni devlete zarar verdikleri ocağını kaldırmak için girişimde çıkan isyan ile öldürüldü. İlk defa saray dışından bir kadın ile evlenmiş ve sarayı halka açmıştır. IV Murat ıslahat çalışmaları yapmıştır. Yaptığı ıslahatları şiddet uygulayarak uygulaması ile bilinir. Tütün içki yasağı getirmiştir. Saray ağalarının ve saray kadınların devletteki yönetmedeki gücüne son verdi. Devlet sorunlarının tespiti için Koçi Bey’e rapor raporu uygulayamadan ölmüştür. Tarhuncu Ahmet Paşa ilk kez devlet bütçesi hazırlamıştır. Harcamalarda kesintiye gidilmesini sağlamıştır. Köprülü Mehmet Paşa Farklı bir sadrazamdır. Sadrazam olması Mehmet paşa görevi ancak ileri sürdüğü şartların kabul edilmesi ile kabul edeceğini kabul edilir ve kendisi sadrazam olur. bazı şartlar sunarak göreve gelen ilk ve tek sadrazamdır. sarayın devlet işlerine karışmamasını, devlet memurluklarına kendi istediği kişileri ataması gibi şartlar ileri sürmüştür. İsyanları bastırmış, askeri disiplin altına almıştır. Bu dönemdeki yapılan ıslahat çalışmalarından Avrupa örnek alınmamıştır. Köklü ıslahatlar olmayıp günü birlik ve bireysel ıslahat hareketleridir. Osmanlı Devleti itibaren Avrupa’nın gerisinde kaldığını anlamış ve batı tarzında yenilikler yapmaya başlamıştır. ıslahat =yenilik anlamına gelir. Osmanlı devletinde yenilik hareketleri şu alanlarda olmuştur *yönetim, *ordu, *eğitim, *ekonomi, *kültür. Osmanlı devletinde yenilik hareketleri şu padişah dönemlerinde olmuştur DÖNEMİ Bu dönemde yapılan yenilik hareketlerinin genel adı NİZAM-I CEDİT’TİR. III. selim dönemindeki bazı yenilikler şunlardır * Osmanlıda yenileşme hareketleri arasında Avrupa’da sürekli elçilikler kuruldu. *kara mühendishanesi kuruldu.mühendishane-i berr-i hümayun *yerli malı ürünler kullanılması teşvik edildi. * NİZAM-I CEDİT adlı ordu kuruldu. * nizam-ı cedit ordusunun ihtiyaçları için İRAD-I CEDİT hazinesi oluşturuldu. Not III. Selim dönemi Kabakçı Mustafa ayaklanması ile sona erdi.1807 Osmanlıda yenileşme hareketleri LALA DEVRİ Osmanlıda yenileşme hareketlerinin başlangıcıdır devrine kadar Osmanlı Devleti kendisinin Avrupa’nın gerisinde kaldığına tam anlamı ile inanmıyordu. Lale devri ile beraber Osmanlı Devleri her alanda Avrupa’nın gerisinde kaldığına inandı ve bir takım yenilikler gerçekleştirmeye başladı. Avrupa’daki gelişmeleri yakından incelemek için geçici elçiler gönderildi. Lale devrinde çini, kağıt ve kumaş fabrikası açıldı. O dönemde salgın bir hastalık olan çiçek hastalığı için aşı geliştirildi. İstanbul daki büyük yangınların önlemini almak için ilk kez itfaiye kuruldu. Sivil mimari gelişmiş olup Barok tarzında III. Ahmet Çeşmesi yapılmıştır. O dönemdeki belki de en büyük gelime ilk matbaanın Avrupa’dan getirilmesidir. OSMANLIDA YENİLEŞME HAREKETLERİ II. MAHMUT DÖNEMİ YENİLİKLERİ ASKERİ ALANDA YÖNETİM ALANINDA EĞİTİM-KÜLTÜR ALANINDA • Osmanlıda yenileşme hareketleri arasında belkide yeniliklerin önünde en büyük engel olan 1826- YENİÇERİ OCAĞI ASKERİ kaldırılması olabilir. Devlet otoritesine karşı koyan yeniçeri ocağının kaldırılmasıyla padişah otoritesi güçlendi. • Yeniçeri ocağı yerine ASAKİR-İ MANSURE-İ MUHAMMEDİYE adlı ordu kuruldu. • Osmanlıda yenileşme hareketleri olarak orduya subay yetiştirmek için HARP OKULU açıldı. • Ordunun doktor ihtiyacı için TIBBİYE açıldı. *Divan kaldırıldı yerine NAZIRLIKLARBAKANLIKLAR kuruldu. * Osmanlıda yenileşme hareketleri arasında tımar sistemi kaldırıldı yerine devlet memurlarına maaş bağlandı. *Askeri amaçlı ilk nüfus sayımı yapıldı. *Osmanlıda yenileşme hareketleri arasında bir çalışma da POSTA VE POLİS teşkilatı kuruldu. *Devletin aldığı kararları yayımlamak için ilk resmi gazete TAKVİM-İ VEKAY-İ çıkarıldı. *Osmanlıda yenileşme hareketleri devlet memurlarına ceket, pantolon, fes giyme zorunluluğu getirildi. *Divan-ı ahkam-ı adliye adlı yardımcı danışma meclisi kuruldu. *İstanbul’da ilköğretim zorunlu hale getirildi. *Avrupa-i tarzda okullar açılmış ve Avrupa’ya öğrenciler gönderilmiştir. *Medreselerin yanında batılı tarzında eğitim veren okullar açıldı. *Ortaokul düzeyinde olan RÜŞTİYELER açıldı. NOT II. Mahmut döneminde ayrıca ekonomik gelişme için yerli malı kullanımı teşvik edilmiş; kumaş ve deri atölyeleri açılmıştır. ABDÜLMECİT DÖNEMİ YENİLİK HAREKETLERİ Abdülmecit dönemindeki en önemli yenilikler TANZİMAT VE ISLAHAT FERMANLARI’NIN yayımlanmasıdır. Bu fermanların yayınlama nedenleri şunlardır *Avrupalı Devletlerin Osmanlı devletinin içişlerine karışmasını önlemek *Osmanlı devletinde yaşayan tüm halkların haklarını korumak *Osmanlı devletinin parçalanmasını önlemek. TANZİMAT FERMANI GÜLHANE HATT-I HÜMAYUNU YAYINLANMA TARİHİ 1839 Mustafa reşit paşa tarafından hazırlandı ISLAHAT FERMANI YAYINLANMA TARİHİ 1856 ÖNEMLİ MADDELERİ *Herkes kanunlar önünde eşittir. *Tüm Osmanlı halkının ırz, namus,mal ve can güvenliği devletin güvencesi altına alınacaktır. *Herkesten gelirine göre vergi alınacaktır. *Herkes mal ve mülk hakkına sahiptir; bunları miras bırakabilir. *Mahkemeler herkese açık olacak; kimse yargılanmadan cezalandırılmayacaktır. ÖNEMLİ MADDELERİ *Azınlıklara din ve mezhep özgürlüğü tanınacak, kilise ve okul açmalarına izin verilecek. *GayrimüslimleriMüslüman olmayan küçük düşürecek ifadeler kullanılmayacak. *Gayrimüslimlerde Müslümanlar gibi devlet memuru olabilecek. *Azınlıklar askerlik hizmetlerini bedelli olarak yapabileceklerdir. TANZİMAT FERMANIN ÖNEMİ *Bu ferman ile padişah ilk kez kanun gücünün üstünlüğünü kabul etmiştir. hukukun üstünlüğü ilkesi kabul edilmiştir. Bu ferman anayasacılık hareketlerinin ilk adımı sayılır. *can ve mal güvenliği, mülkiyet hakkı yasal güvence altına alındı. *Bu dönemde batılı aydın ve devlet adamları yetişmiştir. *Avrupa hukuk kurallarına göre yargılama yapan mahkemeler kuruldu. *Osmanlı devleti Tanzimat ile birlikte batılılaşma yönünde önemli bir adım attı. ISLAHAT FERMANININ ÖNEMİ *Bu ferman ile daha çok gayrimüslimlerin yani Hristiyan, Yahudi gibi azınlıkların hakları düzenlenmiştir. *Azınlıklara devlet memuru olma hakkı verilmiştir. *Azınlıklara verilen geniş haklar Müslüman halkın tepkisini çekmiştir. 19. Yüzyılda sadece Osmanlı Devleti için değil, tüm dünya için en belirleyici olay Fransız İhtilal’i ve buradan yayılan başta milliyetçilik olmak üzere demokrasi, hürriyet, eşitlik, adalet gibi fikirlerdir. Çok dilli, çok dinli ve farkı etnik kökenden gelen insanları bünyesinde toplayan bir imparatorluk olan Osmanlı, milliyetçilik fikrinin etkisi ile çözülme içerisine girecektir. Osmanlı Devleti daha önceki dönemlerde de toprak kaybetmiştir; ancak şimdi artık dağılma dönemidir. Bu yüzyılın en önemli özelliği Fransız İhtilali’ndan yayılan milliyetçilik fikrinin etkisi ile Osmanlı’da yaşayan Balkan uluslarının bağımsız olmak amacıyla sürekli isyan etmeleridir. Osmanlı devlet adamları bu isyanları önlemek için bir yandan milliyetçilik fikrine alternatif Osmanlıcılık, Batıcılık, İslamcılık gibi yeni fikirler bulup; diğer yandan bu fikirlerin etkisi ile Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı, Meşrutiyet gibi tarihinin en köklü ıslahatlarını yapacaktır. Osmanlı Devleti, bu yüzyılda artık iyice güçten düşmüştür. Kendi topraklarını kendi gücüyle koruyamadığı için denge politikası temel politika haline gelmiştir. Ekonomik açıdan da durum son derece kötüdür. Sanayi İnkılâbının etkileri, kapitülasyonlarla birleşerek Osmanlı ekonomisini yok etmiştir. Öte yandan, devletin içinde bulunduğu ekonomik durum, siyasi ve daha fazla ekonomik tavizi beraberinde getirmiştir. Bu tavizler de ekonominin daha da bozulmasına neden olmuştur. 1792 yılında imzalanan Yaş Antlaşması ile başlayıp 1922 yılına kadar devam eden Dağılma ya da Yıkılma Döneminde, başlarında Osmanlı Devletinin güçsüzlüğünden yararlanmak isteyen Avrupa devletleri Osmanlı egemenliğinde yaşayan Hıristiyanların durumlarını iyileştirmesini bahane ederek Osmanlı’nın iç işlerine karışırlar. ikinci yarısından itibaren Osmanlı Devletinin Avrupa topraklarından çıkarılması ve buraların paylaşımı ile İstanbul’u alarak yeniden Bizans İmparatorluğunun canlandırılması şekline dönüşür. Bu süreçte Rusya’nın kışkırtması ile Balkanlardaki Hıristiyan azınlıkların isyanlarının başlamasına neden olur. da ise Avrupa devletleri artık Osmanlı topraklarından pay alma yarışına girerler. Hatta o çok bilinen “Hasta Adam” tabiri, Rus Çarı 1. Nikola’nın İngiliz elçisi Sir Hamilton Seymour’a söylemesiyle ortaya çıkar. Rus Çarı İngiliz Büyükelçisine hitaben “Bakınız sayın büyükelçi ortada hasta bir adam var. Her an öldü ölecek. O ölmeden önce biz topraklarını paylaşmalıyız. Biz aramızda anlaşamadan ölürse korkarım büyük bir savaş çıkar.” der. İngiliz büyükelçi ise, o dönemde İngiltere, Osmanlı Devleti’nin yıkılmasını ve Rusya’nın daha fazla güçlenmesini istemediği için “Sayın Çar, neden biz bu hastayı öldürmek yerine iyileştirmeyelim? ” diye sorar. Dağılma Dönemi padişahlarını sıralarsak II. Mahmud 1808 – 1839 Abdülmecid 1839 – 1861 Abdülaziz 1861 – 1876 V. Murad 30 Mayıs 1876 – 31 Ağustos 1876 II. Abdülhamid 1876 – 1909 Mehmed Reşad 1909 – 1918 Mehmed Vahdeddin 1918 – 1922 Athanasios Karantzoulas, II. Mahmud Portresi II. Mahmud Dönemi I. Abdülhamit ile cariyesi Nakşıdîl Sultan’ın oğlu olarak 20 Temmuz 1785’te Topkapı Sarayı’nda dünyaya gelir. Kişiliği ve zihniyeti, reformist kimliğiyle bilinen kuzeni III. Selim’in on sekiz yıllık saltanatında şekillenir. Devrinin önemli devlet ve sanat adamlarının gözetiminde eğitilen II. Mahmud şair, hattat ve müzisyen padişahlar arasında önemli bir yere sahiptir. II. Mahmud, Osmanlı tarihinin belki de en büyük ıslahatçısıdır. Neredeyse her alanda çok büyük ıslahatlar yapıyor, Osmanlı Devleti’ni tam anlamıyla bir dönüşüm içerisine sokuyor. O kadar fazla ve köklü ıslahat yapar ki; Osmanlı tebaası ona “gavur padişah” bile der. II. Mahmud’un yapılan tüm ıslahatların iki genel amacı vardır 1. Sarsılmış durumdaki merkezi otoriteyi yeniden tesis etmek 2. Her şeyi işlerliğini kaybetmiş ve çağın gerisinde kalmış Devlet teşkilatını yeniden düzenleyerek, işler hale getirmek. II. Mahmud’un Tuğrası III. Selim devri, Kabakçı Mustafa isyanı ile sona erer. İstanbul’da ortaya çıkan bu isyanı haber alan ve Nizam-ı Cedid yanlısı Rusçuk Ayanı Alemdar Mustafa Paşa, kendi kuvvetleriyle harekete geçer. İstanbul’a gelerek isyanı bastırır. Bu arada isyancılar III. Selim’i öldürür. Bu yüzden yenilik taraftarı olarak bildiği II. Mahmud’u tahta çıkarır. Sultan’da, kendisini tahta çıkaran Alemdar Mustafa Paşayı sadrazam yapar. Anadolu ve Rumeli’deki ayanların hayli güçlendiğini ve başına buyruk hareket ettiğini düşünen II. Mahmud bu duruma son vermek ister. Alemdarın aracılığı ile ayanlar ile görüşülür ve 1808 yılında Sened-i ittifak imzalanır. Ayan 18 yüzyıldan itibaren İltizam ve Malikâne sistemleri ile Osmanlı Taşrasında giderek güçlenmiş ve devlet otoritesine rakip hale gelmiş yerel güçler. Senedi İttifak’a göre 1. Ayanlar, devletin eyaletlerden asker toplamasına yardım edecek. 2. Ayanlar bulundukları yerlerde devletin vergi toplamasına yardım edecek. 3. Ayanlar da devlet memurları gibi anlaşmaya uyacaklar. Uymayanlara karşı birlikte hareket edilecek. 4. Padişah ağır vergiler koymayacak, eşit ve adaletli vergi alacak. 5. İstanbul’daki yeniçeri ve diğer ocaklarda isyan çıktığında ayanlar emir beklemeksizin İstanbul’a gelerek isyanı önleyecekler. Bu belge ile ilk kez padişahın mutlak otoritesi sınırlandırılmış, Ayanların hakları ve varlığı tanınmıştır. Ancak Sened-i ittifakın imzalanmasında rol oynayan Alemdar Mustafa Paşa kısa bir süre sonra Eşkinci Ocağına tepki gösteren yeniçerilerin isyanı sonucu öldürülür. Ayanların gittikçe güçlenmesinden rahatsız olan II. Mahmut ayanları ortadan kaldırarak, sarsılmış ve sınırlandırılmış durumdaki merkezi otoriteyi tekrar güçlendirmeye çalışır. Bu dönemdeki Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı’ndan ayrılan özelliği; Senedi İttifak’ta hiçbir batılılaşma çabası, Fransız İhtilali etkisi, azınlık isyanı etkisi yoktur. II. Mahmud 1829 yılında gerçekleştirdiği kılık-kıyafet inkilabı sonrasında. Yönetim Alanında Yapılan Yenilikler Divan-ı Hümayun kaldırılır; yerine, Avrupalı devletlerde olduğu gibi Kabine Sistemi yani Nazırlıklar kuruldu. Buna göre Hümayun yerine Heyet-i Vükela, günümüzün Bakanlar Kurulu Hükümet, 2. Sadrazam yerine Başvekil, günümüzün Başkanı, 3. Sadaret Kethüdası yerine Dâhiliye Nazırı, günümüzün İçişleri Bakanı, 4. Reisülküttap yerine Hariciye Nazırı, günümüzün Dışişleri Bakanı, 5. Defterdar yerine Maliye Nazırı, günümüzün Maliye Bakanı, 6. Kazasker yerine Adliye Nazırı, günümüzün Adalet Bakanlığı oluşturulur. Polis teşkilatı, posta teşkilatı kurulur. Devlet memurları iç ve dış diye ikiye ayrılır. Dahiliye içişleri memuru Bürokrat, Hariciye dışişleri memuru Diplomat olarak adlandırılır. Memurlara pantolon, ceket ve fes giyme zorunluluğu getirilir. Memurlara maaş bağlanır zira eskiden Kalemiye sınıfı yaptıkları iş üzerinden harç alıyorlardı. Bu da rüşvet gibi sıkıntılara neden oluyordu. Köy ve mahallelerde muhtarlıklar oluşturulur. Askeri amaçlı ilk nüfus sayımı yapılır sadece erkek nüfus sayılır. Yurt dışına çıkışlarda pasaport uygulaması başlar. İstanbul’a giriş çıkışlarda vize uygulaması başlar. Takvim-i Vekayi adlı ilk resmi gazete yayımlanır. Müsadere usulüne devletin, haksız kazançla zengin olmuş görevlilerin mallarına istediği zaman el koyabilmesi son verilir; böylece devlet memurlarının özel mülkiyet hakları güvence altına alınır. Askeri Alanda Yapılan Yenilikler Nizamı-ı Cedid benzeyen Eşkinci Ocağı kurulur ancak bir yeniçeri isyanı ile kaldırılır. Ardından Sekban-ı Cedit ocağını kurulur fakat yeniçeriler yine ayaklanır; onun için bu ocak da kapatılır. Halk bu ayaklanmalardan çok rahatsızdır. En sonunda 16 Haziran 1826’da, Yeniçeri Ocağı’nın topa tutularak yok edilmesi ve sağ kalanların ise idam edilmesi ile sonuçlanan Vaka-ı Hayriye denilen olay ile Yeniçeri Ocağı kaldırılır. Asakir-i Mansure-i Muhammediye adıyla yeni bir ordu kurulur. Eğitim ve Kültür Alanında Yapılan Yenilikler Medrese eğitiminin yanında yeni anlayışla eğitim yapan okulların açılmasına öncelik verilir. İstanbul da kız ve erkek çocuklarına ilköğretim zoruna hale getirilir. İşlevini kaybeden Enderun’un yerine devlet adamlarını yetiştirmek amacıyla Mektep-i Maarif-i Adliye açılır. Tercüme odaları kurulur. İlk defa yurt dışına öğrenci gönderilir. Mekteb-i Tıbbiye Tıp Fakültesi, Mektebi Harbiye Harp Okulu, Mızıka-ı Hümayun Bando ve Mızıka Okulu, Mektep-i Ulum-u Edebiye ve Rüştiye adlı orta dereceli okullar açılır. Mızıka-ı Hümayun, 1900 Ekonomi Alanında Yapılan Yenilikler II. Mahmud ekonomi alanında bir takım yeni uygulamalar başlatır. Ticaret nezareti kurarak tarım ve ticaret işleri düzene sokar. Ayrıca açılan imalathane ve fabrikalarla ülke sanayisini canlandırmak ister. Yerli malı teşvik edilir, Feshane kurulur. Bakırköy de bez fabrikası açılır. Osmanlı tüccarlarının Avrupalı tüccarlar ile rekabet edebilmesi için gümrük vergilerine kolaylık sağlanır. Eugenio and Raffaele Fulgenzi, Portrait of Sultan Mahmud II, 1838 Bu dönemde Osmanlı devleti dışarıda Sırp, Yunan isyanları ile oldukça sıkıntılı bir süreç yaşar. Osmanlı Devleti’nde, Fransız ihtilali’nden etkilenerek, milliyetçilik fikrinin etkisi ile isyan eden ilk azınlık Sırplardır. Milliyetçilik hareketleri sonucu imtiyaz elde eden ilk toplum da Sırplar olur. 1812 tarihinde Ruslar ile yapılan Bükreş Antlaşması ile özerklik kazanırlar. II. Mahmud’un tahta geçtiğinde 1806 yılında başlayan Osmanlı-Rusya arasındaki savaş devam ediyordu. Rusya, Fransa arasında bazı sorunlar yaşanması; Osmanlı ordularının da yıllarca süren savaştan yorgun düşmesi nedeniyle iki devlet, 1812 yılında Bükreş Antlaşması’nı imzalamak zorunda kalır. 1. Besarabya bölgesinin bırakıldığı Rusya, Eflak ve Boğdan’dan çekilecek. 2. Osmanlı, Bosna ve Eflak’tan 2 yıl vergi almayacak. 3. Osmanlı’ya karşı isyan çıkararak ayaklanan Sırplara kendi içlerinde özerklik verilecek. 4. Sırbistan’daki kaleler ve mühimmatlar Osmanlı kontrolünde olacak. 5. Osmanlı ve Rus gemileri Tuna Nehri’nde serbestçe dolaşabilecek. 6. Osmanlı tarafındaki Tuna ve Prut nehirleri kıyıları sınır kabul edilecek. 7. Anapa Kalesi, Kuban Irmağı’nn kuzeyinden Bzıb Irmağı’nın güneyine kadar iki ırmağın ağızları arasında kalan bölge ile Anapa Kalesi’ni de içine alacak şekilde uzanan Karadeniz kıyılarının kontrolü Osmanlı İmparatorluğu’na bırakılacak. 8. Bzıb Irmağının güneyinden Rioni Irmağına kadarı Karadeniz kıyılarının kontrolü Ruslara bırakılacak. Osmanlı donanmasının 1827 yılında Navarin’de yakılması ve Rusya’nın Osmanlı’ya ödemesi gereken savaş tazminatını ödememesi üzerine Osmanlı-Rus Savaşı kaçınılmaz olur. II. Mahmud, Asakir-i Mansure-i Muhammediye adlı yeni ordusuyla savaştan yenik ayrılır ve 1829 yılında Edirne Antlaşması imzalar. 1. Osmanlı, Yunanistan Krallığı’nın kurulmasını ve bağımsızlığını ilan etmesini kabul edecek. 2. Sırbistan’ın özerkliği genişletilerek Eflak-Boğdan’a özerklik verilecek. 3. Ruslar savaş sırasında işgal ettikleri ve aldıkları yerleri Osmanlı Devleti’ne teslim ederek geri çekilecek. 4. Rus ticaret gemilerine boğazlardan geçiş hakkı tanınacak ve bu gemiler boğazlardan rahat bir şekilde geçebilecek. 5. Osmanlı ile Rusya arasındaki sınır Prut Nehri olarak belirlenecek. 6. Osmanlı, Rusya’ya 3 taksit olarak savaş tazminatı vermeyi kabul edecek. 7. Ahıska, Anapa ve Poti gibi doğuda yer alan kalelerden bazıları Rusya’ya verilecekti. Auguste Couder, Kavalalı Mehmed Ali Paşa, 1841 Osmanlı Devleti, Yunan isyanını bastırma karşılığında Mısır valisi Mehmet Ali Paşa’ya Mora ve Girit valiliğini vaat eder. Ancak Yunanistan bağımsız olunca Mora kaybedilir; bunun üzerine Kavalalı, Girit ve Suriye valiliği ister. İsteği kabul edilmeyince oğlu İbrahim Paşa’yı Suriye’ye yollar; Adana sonrada Kütahya da Osmanlı ordularını yenen İbrahim Paşa İstanbul’u ele geçirme planları yapamaya başlayınca zor durumda kalan Osmanlı Devleti; İngiltere ve Fransa’dan yardım ister. İngiltere olayı iç sorun olarak değerlendirdiği için, Fransa ise Kavalalı’yı desteklediği için yardım etmez. Yardım isteğini kabul eden Rusya donanmasını İstanbul’a gönderince, telaşa kapılan Avrupa devletleri, Mehmet Ali Paşa’yı zorlayarak 1833’de Kütahya Antlaşması’na razı ederler. Buna göre Mehmet Ali Paşa’ya Mısır valiliği yanında Girit ve Suriye valiliği verilir. Oğlu İbrahim Paşa’ya Adana ve Cidde valiliği verilir. Bu durum karşısında 14 Mayıs 1833’de Kavalalı ile Kütahya Antlaşması imzalanır. Mehmet Ali Paşa’ya Mısır valiliği yanında Girit ve Suriye valiliği, oğluna da Adana ve Cidde valiliği verilir. Ancak II. Mahmud hem Kavalalı’ya hem de Avrupa devletlerine güvenmediği için Rusya ile 1833 yılında Hünkar İskelesi Antlaşması’nı imzalar. 1. Osmanlı imparatorluğu ve Rusya arasında yeni bir dostluk temeli atılır, 8 yıl sürecek olan bir antlaşmadır. 2. Osmanlı imparatorluğu Rusya’dan yardım istediği durumlarda Rusya hem karadan hem de denizden Osmanlı İmparatorluğu’na destek verecektir. 3. Eğer Rusya devleti Osmanlı İmparatorluğu’ndan destek isterse Osmanlı İmparatorluğu bütün masrafları kendi hazinesini kullanarak karşılayacaktır. 4. Rusya devleti boğazlardan istediği gibi savaş zamanı dahi olsa geçebilecektir. Bu madde gizli bir madde olarak tartışılmaktadır. Boğazlar sorununun ortaya çıktığı bu antlaşma ile Osmanlının boğazlar üzerindeki egemenlik haklarını kullandığı son antlaşmadır. David Wilkie, Kavalalı Mehmed Ali Paşa Abdülmecid Dönemi Sultan II. Mahmud ile Gürcü ya da Çerkez cariye Bezmiâlem Kadınefendi’nin oğludur. Küçük yaşta tahta çıkan 16 yaşında padişahların, uzun bir aradan sonra sonuncusudur. Babasının başlattığı köklü değişimleri devam ettiren Sultan Abdülmecid; birçok ilke imza atarken batıyı taklit eden reformlarıyla da eleştirilir. Fatih’ten beri kullanılan Topkapı Sarayı’nı terk edip; Dolmabahçe Sarayı’nı yaptırarak, değişimi saraydan başlatır. 3 Kasım 1839 yılında Tanzimat Fermanı’nı ilan eder. Gülhane Parkı’nda okunduğu için Gülhane Hattı Hümayunu’da denir. Sadrazam Mustafa Reşit Paşa tarafından hazırlanmış olan ferman ile başlatılan Tanzimat, Osmanlı modernleşmesi açısından yeni bir dönemi ifade etmektedir. Bu fermanın ilanı ile Osmanlı padişahı, kendi hak ve yetkilerini belirlenen yeni kurallara göre sınırlandırmayı kabul etmiş ve bunu yemin ederek onaylamıştır. Bu ferman ile amaçlanan, Osmanlı’da yaşayan herkesi eşitleştirmek; böylece gayrimüslimlerin devlete karşı isyan etmesini engellemektir. Maddeleri 1. Osmanlı’da yaşan herkesin can, mal, ırz ve namus güvencesi devlet garantisinde olacak. 2. Mahkemeler herkese açık olacak ve hiç kimse yargılanmadan cezalandırılmayacak. 3. Herkesten gelirine göre ve düzenli vergi alınacak. 4. Askerlik vatan görevi haline gelecek ve Osmanlı vatandaşı olan gayrimüslimler askere gidecek. 5. Herkes mal, mülk sahibi olacak bu malları istediği gibi satıp miras bırakabilecek. Böylelikle, kişilerin özel mülkiyet hakkı devlet güvencesi altına alınmıştır. 6. Müsadere usulü kalkacak. Padişah ve devlet adamları bu fermana uyacak. Mısır meselesinde Avrupalıların desteğini almak, Avrupa devletlerinin azınlık haklarını bahane ederek iç işlerimize karışmalarını engellemek için Tanzimat Fermanı, 1840 Londra konferansından önce ilan edilir. Ancak böyle olmadığı gibi daha fazla karışmalarına neden olur. Sultan Abdülmecid Fransız ressam Jean Portet veya Osmanlı ressamları Sebuh veya Ruben Manas tarafından yapılmıştır. Osmanlı Devleti’nin ekonomisi zirai ürünler ihraç eden ve buna karşılık mamul meta ve belirli gıda maddeleri satın alan bir ekonomi haline gelir bu yıllarda. Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın isyanı nedeniyle devlet ekonomik bakımdan zor bir dönem içerisine girer. Diğer taraftan hazinenin zarara maruz kalması mevzubahis olduğu için bu dönemde politik bazı eğilimler ekonomiyi de etkiler. Rus tehlikesine karşı Osmanlı Devleti, İngilizlerden yardım almak için 16 Ağustos 1838’de İngilizlerle Balta Limanı Ticaret Antlaşması’nı imzalar. Antlaşmaya göre Mısır meselesinde İngiltere’nin desteğini almak için İngiltere’ye verilmiş ticari ayrıcalıkları içerir. Bu antlaşma, iç gümrük duvarlarını yıkarak tüm Osmanlı ülkesini pazar haline dönüştürmüştür. Bu durum, Osmanlı ekonomisinin çöküşünü hazırlar, Osmanlıyı İngiltere’nin yarı sömürgesi haline getirir. Mustafa Reşit Paşa 1840 yılında, Kavalalı Mehmet Ali Paşa, İngiltere, Avusturya İmparatorluğu, Prusya ve Rusya ile Londra Antlaşması’nı imzalar. Antlaşmaya göre Mısır, Osmanlı’da kalacak fakat valiliği Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın, ondan sonra da, onun soyundan gelenlerin olacak. Suriye, Adana ve Girit Osmanlı yönetiminde kalacak. Böylece; Mısır özerk bir eyalet haline gelir. Mısır sorunun çözümünde Avrupa devletlerinin verdiği destek ayrıca Hünkâr İskelesi antlaşmasının süresinin dolması boğazlar konulu bir konferansın toplanmasına neden olur. Konferansın sonunda 1841 yılında Londra Boğazlar Sözleşmesi imzalanır. Sözleşmeye göre Boğazlar Osmanlı’da kalacak. Boğazlar barış zamanları tüm devletlerin savaş gemilerine kapalı, ticaret gemilerine açık olacaktı. Böylece boğazlar ilk defa uluslararası statü kazanır. Ancak Osmanlı boğazlar ile ilgili tek başına karar verememiştir; bu yüzden, bu anlaşma ile Osmanlı’nın egemenlik hakları zedelenir. Bunun yanında Rusya’nın sıcak denizlere inmesi engellenmiş, İngiltere ve Fransa karlı çıkarken Rusya Hünkâr İskelesinde elde ettiği haklarını kaybetmiştir. Bu da, Kırım savaşına sebep olmuştur. David Wilkie, Portrait of Abdülmecid 1853-1856 yılları arasında Kırım Savaşı patlak verir. Nedenlerini sıralarsak Rusya’nın, Osmanlı’yı İngiltere ile paylaşma teklifini reddetmesi üzerine bunu tek başına yapmak istemesi; Rusya’nın Londra boğazlar sözleşmesi ile kaybettiği hakları geri kazanmak istemesi; Osmanlı’nın Kudüs ve çevresinin temsilcilik hakkını Katolik Fransa’ya vermesinin Rusya’yı rahatsız etmesi. Rusya’nın, Eflak ve Boğdan işgali ile Kırım Savaşı başlar. İngiltere ve Fransa Osmanlı’ya destek için boğazlara gelirler. Rusya, 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi’nin çiğnendiğini iddia ederek Sinop’ta Osmanlı donanmasını yakar. Bu Osmanlının denizlerde uğradığı 4. felakettir. Bu durum üzerine İngiltere, Fransa, Piyemonte Osmanlı’nın yanında savaşa girerek Kırım’a asker çıkarır. Ayrıca Avusturya, Balkanlar üzerinden Rusya’ya saldırıya geçer. Rusya’nın barış istemesi üzerine 1856 yılında Paris Antlaşması imzalanır. Antlaşmaya göre Osmanlı Devleti bir Avrupa devleti sayılacak ve Avrupa devletleri hukukundan yararlanacak. Osmanlı devleti toprak bütünlüğü Avrupa devletleri garantisi altında olacak; böylece Osmanlı ilk kez Avrupa devleti sayılmıştır. Karadeniz tarafsız bir deniz olacak. Osmanlı’da Rusya’da Karadeniz’de donanma bulundurmayacak. Rusya’nın sıcak denizlere inme hayali bir kez daha suya düşer. Boğazlar Londra sözleşmesine göre yönetilecek. Eflak ve Boğdan’a özerklik verilecek. Osmanlı Devleti bu savaş sırasında ilk kez İngiltere’den dış borç alır. Osmanlı Devleti Paris Konferansından hemen önce Islahat Fermanı’nı ilan ederek, Avrupalıların konferansta azınlık haklarını gündeme getirmesini, dolayısıyla iç işlerimize karışmalarını engellemek ister. Ancak buna engel olamadığı gibi, Islahat Fermanı, Paris Antlaşmasının metnine eklenerek fermanda vaat edilen hakların gözetimi Avrupalı devletlere verilmiş olur. Sultan Abdülmecid Sultan Abdülmecid, Tanzimat fermanı ile başlayan yenileşme hareketlerinin devamı getirmek; devletin dağılmasını engellemek için 18 Şubat 1856’da Islahat Fermanı’nı ilan eder. Fermanın Amacı; Osmanlı’da yaşayan Müslüman ve gayrimüslim tebaayı eşit hale getirmektir. Fermanın yayınlanmasında etkili olan dış sebepler ise Paris Konferansı’nda Osmanlı Devleti üzerindeki baskıları azaltmak, konferanstan olumlu sonuçlar almak. Balkanlardaki isyanların sona erdirmek. Avrupalı devletlerin, özellikle Rusya’nın Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışarak azınlıkları kışkırtmasını engellemektir. Maddeleri olmayan halka din ve vicdan özgürlüğü sağlanacaktır. 2. Okul, kilise, hastane gibi binaların tamiri ve yeniden inşaası sağlanacaktır. 3. Hıristiyan ve Yahudi azınlığı küçük düşürücü sözler yasaklanmıştır. 4. Hıristiyan azınlıklara devlet memurluklarına ve çeşitli okullara girme imkânı verilmiştir. 5. Mahkemelerin açık yapılması, herkesin kendi dinine göre yemin etmesi, hapishanelerin ıslahı ve kanunların azınlıkların diline çevrilmesi kararlaştırılmıştır. 6. Vergiler herkesin gelirine göre alınacak, cizye vergisi ile iltizam usulü kaldırılacaktır. 7. Azınlıklara bedelli askerlik getirildi. 8. Hıristiyanlar da il genel meclisine üye olabilecekler. 9. Yabancılara da vergilerini vermek şartıyla mal, mülk sahibi olma imkânı verilmiştir. 1o. Gayrimüslimlere kendi banka, şirket, okullarını açma imkânı verilmiştir. Böylece gayrimüslimler, müslümanlarla eşit vatandaşlar haline getirildi. Osmanlıcılık düşüncesi doğrultusunda gayrimüslimlerin devlete olan bağlılıkları artırılmaya çalışıldı. Ancak gayrimüslimler tanınan hakları yeterli bulmadılar. Onlar, müslümanlarla eşit olmayı değil, bağımsız olmayı istiyorlardı. Müslüman halk ise gayrimüslimlere daha fazla hak tanınmasından rahatsızlık duydu. Üstelik Osmanlı Devleti Avrupalı devletlerin iç işlerimize karışmalarını da engelleyemedi. Rupen Manas, Portrait of Abdulmecid I, 1857 Sultan Abdülmecid döneminin diğer ıslahatlarını sıralarsak 1857’de Maarifi Umumiye Nezareti kuruldu Milli Eğitim Bakanlığı, Arazi kanunnamesi çıkarıldı, Darü’l muallimin erkek öğretmen okulu açıldı. Muhassıllıklar vergi tahsilinden sorumlu makam kuruldu, ceza, ticaret kanunları hazırlandı. Polis, posta ve jandarma teşkilatları kuruldu. Bankacılık faaliyetleri başladı. 1851’de Encümeni Daniş Bilim akademisi kuruldu. İstanbul’da ilk belediye teşkilatı ve il genel meclisleri kuruldu. Kafa kâğıdı denilen kimlikler çıkarıldı. Heybeliada’da Ruhban okulu açıldı. Şirketi Hayriye denizcilik işletmesi kuruldu; 1856’da ilk demiryolu İzmir-Aydın arasında kuruldu. İrlanda’daki kriz için para yardımı yapıldı. Kırım Savaşı sırasında, Edirne-Varna-Kırım arasında ilk telgraf hattı kuruldu. Şirketi Hayriye Jetonu Abdülaziz Dönemi Sultan II. Mahmud ile Kafkasyalı Şapsığ Çerkez kökenli Pertevniyal’in oğludur. Halk arasında Sultan Aziz olarak tanınır. Osmanlı Devleti’nin en buhranlı asrında tahta geçen Sultan Abdülaziz; yenilikleri sürdüreceğini bildirir. 1 Nisan 1868’de devlet yönetiminde köklü değişikliklere gidilir. Kuvvetler ayrılığı prensibi kabul edilir; mahkemeler bağımsız hale getirilir. Bugünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin temeli olan Şûrâ-yı Devlet kurulur. Sultan Abdülaziz gittikçe şiddetlenen mali sıkıntı ve Balkanlarda peş peşe ayaklanmalara rağmen; yönetimdeki kontrolünü gevşetmek niyetinde değildir. Alınan sıkı tedbirler, devletin mali durumunu biraz düzelttiyse de; sonraki yıllarda saray masraflarının aşırıya kaçması ve Avrupa’dan alınan borçlarla yürütülen yenileşme çabaları, mali vaziyeti tam bir iflas noktasına getirir. Abdülaziz döneminde baş gösteren mali sıkıntının en önemli nedenlerinden biri yaptığı yeniliklerdir. 1863 yılında yerli üretimi canlandırmak ve modernleştirmek üzere Islah-ı Sanayi Komisyonu kurulur. Bu doğrultuda Hazine-i Hassa’dan esnafa düşük faizli kredi verilir. Abdülaziz tahta geçtikten sonra önceliği Rus tehdidine karşı ordu ve donanmanın yenilenmesine verdi. Silahlanmaya hem kendi tahsisatından hem de borçlanmalarla düzenlenen devlet bütçesinden milyonlarca lira harcadı. Satın alınan büyük çaplı toplarla Boğazlar ve sınır kaleleri tahkim edildi. Prusya’dan uzman subaylar getirtilerek 1866’da Harbiye Mektebi yeniden düzenlendi. Askerî Rüşdiyeler açıldı. Bugün Beyazıt’ta İstanbul Üniversitesi merkez kampüsü olarak kullanılan kompleks Seraskerlik olarak hizmete açıldı. Denizciliğin gelişmesi için Bahriye Nezareti kuruldu 1867. Donanmanın güçlenmesine çalışıldı. Avrupa’dan zırhlı gemiler alındı. Denizcilik eğitimine önem verildi. Bayındırlık ve askeri alanda yapılan yeniliklerini sıralarsak Tersane ve Tophane’nin modernleştirilmesi, Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının Avrupa’dan alınan toplarla tahkim edilmesi, Taksim, Gümüşsuyu, Taşkışla kışlalarıyla; Mekteb-i Harbiye ve Seraskerlik binalarının inşa edilmesini sayabiliriz. Bunun yanında Feshane’nin genişletilmesi, Haydarpaşa-İzmit, İzmir-Aydın ve İstanbul’u Avrupa’ya bağlayan demiryollarının yapımı; telgraf şebekesinin genişletilmesi, dünyada ilk metrolardan biri olarak kabul edilen Karaköy-Beyoğlu tünelinin açılması, ilk atlı tramvayın hizmete sokulması, donanmanın yenilenip büyütülerek güçlendirilmesi ve modern askeri fabrikaların kurulması. Eğitim alanındaki yenilikler ise Mekteb-i Sultani Galatasaray Lisesi, Darülfünün İstanbul Üniversitesi, Dârülmuallimât kız öğretmen okulu, tıbbiye ve sanayi mektepleri gibi modern okulların açılması; eğitim sistemini yeniden teşkilatlandırmak üzere Maarifi Umumiye Nizamnamesi’nin kabul edilmesi sayılabilir. Türk matbuatının gelişmesi, özel gazete ve mecmuaların artan sıklıkta yayın hayatına başlaması, kahvehane ve tiyatro binalarının çoğalması; kulüp, suare ve baloların sosyal hayatta yaygınlaşması Abdülaziz döneminde gerçekleşir. Sultan Abdülaziz, 30 Mayıs 1876’da başta Serasker Hüseyin Avni Paşa olmak üzere diğer bazı Osmanlı bürokratlarının tertip ettikleri bir darbe ile tahttan indirilir. Abdülaziz’in tahttan indirildikten üç sonra yapılan resmi açıklamada, gözetim altında tutulduğu Topkapı Sarayı’nda intihar ettiği kamuoyuna duyurulur. Ölümü çokça tartışılan bir konu olarak tam anlamıyla açıklığa kavuşturulamaz. Sultan Abdülaziz V. Murad Sultan Abdülmecid ile Çerkez asıllı cariye Şevkefza Kadınefendi’nin oğludur. Osmanlı tahtında en kısa süre kalan padişahtır. 93 gün – 3 ay. Tahta çıkınca bu kadar yükü kaldıramayacağını bildiği için olsa gerek sinirleri alt üst olur. Tahttan inince Çırağan Sarayı’na yerleştirilen V. Murad’ın hastalığı sonradan iyileşir. Vaktini okumak ve torunlarını okutmakla geçirir. II. Abdülhamid Dönemi Sultan Abdülmecid ile Çerkez asıllı cariye Tirimüjgan Kadınefendi’nin oğludur. Sultan II. Abdülhamid hakkında bugüne kadar olumlu ve olumsuz olarak pek çok şey söylenir ve yazılır. Onun için kimileri çok olumlu kimileri ise çok olumsuz şeyler yazmıştır. II. Abdülhamid II. Abdülhamid tahta çıktıktan sonra Osmanlı dış politikasında çok zor bir döneme girilir. Yeni Osmanlıların Şinasi, Namık Kemal, Ali Suavi, Ziya Paşa, Agah Efendi baskısıyla II. Abdülhamid, 23 Aralık 1876’da, I. Meşrutiyet’i ve Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk ve son anayasası Kanun-i Esasi’yi ilan eder. I. Meşrutiyet, hem Avrupa devletlerinin baskısı hem de çökmekte olan Osmanlı Devleti’nin yenilenmesi ve yaşatılması amacıyla ilan edilmiştir. Meclis-i Mebusan ve Ayan Meclisi üyelerinden oluşan ilk meclis ise 19 Mart 1877’de açılır. Osmanlının balkanlardaki eyaletlerinin yönetim şeklinin düzenlenmesini isteyen Avrupa devletlerinin yaptığı İstanbul Tersane Konferansı’nın toplandığı gün, Osmanlı Devleti Meşrutiyeti ilan eder. Avrupalı devletlere “konferansın toplanmasına gerek yok; Azınlık haklarını sizin korumanıza da gerek yok. Çünkü biz Meşruti yönetime geçtik. Yani artık Osmanlı topraklarında yaşayan herkes temsil edilecek, herkes kendi hakkını koruyabilir.” demeye çalışmışlardı. Meşrutiyetin ilanı ile Osmanlı Devleti’nin yönetim şekli rejimi değişir. Mutlak monarşiden meşruti monarşiye geçilir. Tarihimizde ilk kez halk sınırlı da olsa Padişahın yanında yönetime katılmıştır. Sadrazam Mithat Paşa başkanlığındaki bir heyet tarafından tarihimizin ilk Anayasası olan Kanun-i Esasi hazırlanır. Böylece tarihimizde ilk kez Anayasal düzene geçilir. Yani bundan sonra Padişah, devleti istediği gibi değil, Anayasanın kendisine çizdiği sınırlar içerisinde yönetecektir. Yasama gücünün kullanımı iki meclise verilir. Meclis-i Mebusan Üyeleri halk tarafından, 4 yıllığına seçilen mebuslardan milletvekili oluşan meclistir. Meclis-i Ayan Üyeleri, Padişah tarafından, ömür boyu seçilen ayanlardan bürokrat oluşan meclistir. II. Abdülhamid İstanbul Tersane Konferansı’nda alınan Sırbistan ve Karadağ’a bağımsızlık verilmesi, Bulgaristan ve Bosna-Hersek’e özerklik verilecek olmasını Osmanlı Devleti kabul etmez. Bunun üzerine 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı 93 harbi başlar. Osmanlı-Rus savaşını bahane gösteren Sultan; 1877 yılında Kanun-i Esasi’yi yürürlükten kaldırır; böylelikle I. Meşrutiyet sona erer. Plevne’de Gazi Osman Paşa’nın destansı savunması ve Doğu Anadolu’da Gazi Ahmed Muhtar Paşa’nın bazı başarıları dışında Osmanlı ordusu Rus ordusu karşısında tutunamaz. Rus ordusu Ayastefanos’a Yeşilköy kadar gelir; İstanbul düşmek üzeredir, barış yapmak zorunludur. 3 Mart 1878’de Ayastefanos Antlaşması imzalanır. Bu antlaşma ile Sırbistan, Karadağ ve Romanya bağımsızlıklarını elde eder. Tuna boylarından Akdeniz bölgesine kadar ise büyük bir Bulgaristan Prensliği kurulur. Osmanlı Devleti’nin ise Avrupa’da Trakya, Bosna Hersek ve Arnavutluk toprakları kalır. Ayastefanos Antlaşması ile birlikte Rusya, Balkanlar’da egemen bir hale gelir. Ancak Ayastefanos Antlaşması imzalansa da uygulanmaz. Ayastefanos Antlaşması’nın imzalandığı konak Rusya’nın, Osmanlı Devleti üzerinde hakim bir duruma gelmesi, Avrupa devletlerini, bilhassa İngiltere’yi harekete geçirir. Rusya, Avusturya-Macaristan, Almanya, Fransa ve İtalya ve İngiltere ile 13 Temmuz 1878 yılında Berlin Antlaşması imzalanır. Antlaşmaya göre 1. Bulgaristan üçe ayrılacak, asıl Bulgaristan Osmanlı’ya bağlı bir prenslik olacak. Doğu Rumeli ve Makedonya Osmanlılarda kalacak. Ayastefanos Antlaşması ile Berlin Antlaşması arasındaki en büyük fark bu maddede olur. Çünkü İngiltere, Büyük Bulgar Krallığının kurulmasını engelleyerek; Rusların Bulgaristan üzerinden sıcak denizlere inmesini engellemiş olur. 2 Kars, Ardahan, Batum Rusya’ya verilecek, Doğubayazıt Osmanlılarda kalacak. 3 Bosna ve Hersek Osmanlı toprağı sayılacak. Ancak yönetimi geçici olarak Avusturya’ya verilecek. 4 Ermenilerin yaşadığı yerlerde ve Girit’te ıslahat yapılacak. 5 Osmanlı Devleti, Rusya’ya savaş tazminatı verecek. 6 Sırbistan, Karadağ ve Romanya tam bağımsız olacak. İngiltere’nin bu antlaşmada Osmanlı topraklarının parçalanmasına izin vermesi 19. yüzyıl boyunca uyguladığı Osmanlı topraklarını koruma politikasını terk etmesi anlamına gelir. Hatta Berlin konferansından önce bir oldu bitti ile Kıbrıs’ı da işgal eder. Osmanlı Devleti ise konferansta İngiltere’nin desteğini kaybetme endişesiyle buna ses çıkarmaz. Günümüzde İstanbul Erkek Lisesi olan Düyûn-ı Umûmiye Binası II. Abdülhamid, Mebusan Meclisi’ni feshettikten sonra planladığı mali politikasını geliştirmek için imkan bulur. Padişah kendi geliştirdiği, içinde çok önem verdiği mali konuların bulunduğu Osmanlı mali sisteminin hemen tamamını kapsayan programını, 1879 yılı başlarından itibaren uygulamaya başlar. 1881 yılında Osmanlı Devleti’nin dış borçlarını denetleyen ve 7 üyesinin sadece 2’si Türk diğerleri Avrupa Devletlerinden oluşan Düyûn-ı Umûmiye İdaresi kurulur. Ne yazık ki bu kurum, Osmanlı mali kaynaklarının önemli bir bölümünü doğrudan denetleyecek ve sağladığı gelirleri Avrupa ülkelerine aktaracak ve merkezi hükümetin bağımsız kararlar almasının da önünü tıkayacaktır. II. Abdülhamid döneminde, devlet siyasetinde özellikle eğitim, sağlık ve kültürel alanlarda değişim yoğun olarak yaşanır. Döneminde yapılan ilk kız okulları, Etfal Hastanesi, Darüşşafaka, Darülaceze gibi kurumlar, Avrupa’da görülen sosyal politika uygulamaları örnek alınarak oluşturulur. 24 Temmuz 1908’de İttihat ve Terakki’nin baskıları ve ayaklanmaları karşısında II. Meşrutiyet ilan edip, Kanun-i Esasi’yi yeniden yürürlüğe koyar. II. Meşrutiyet çökmekte olan Osmanlı İmparatorluğunu kurtarmak amacıyla ve uzun süren bir baskı dönemine tepki olarak ilan edilir. II. Abdülhamid 31 Mart Ayaklanması sonrasında; ayaklanmanın bastırılmasında etkin rol oynamadığı; hatta onlarla birlikte olduğu iddiaları ile 27 Nisan 1909 tarihinde tahttan indirilir. II. Abdülhamid tahtan indirildikten sonra üç buçuk sene Selanik Alatini Köşkü’nde gözaltında tutulur. Balkan Savaşları sırasında İstanbul Beylerbeyi Sarayı’na nakledilerek burada gözaltı süreci devam eder; 10 Şubat 1918 tarihinde İstanbul’da vefat eder. Sultan V. Mehmed Reşad Sultan V. Mehmed Reşad Dönemi Sultan Abdülmecid ile Çerkez cariye Gülcemal Kadınefendi’nin oğludur. Annesinin Sofia adında ve Arnavut asıllı olduğunu yazan kaynaklarda vardır. Sultan V. Mehmed Reşad tahta çıktığında 65 yaşındadır. Jön Türkler’in tercih ettiği bir padişah değildir. V. Murad sonra Yusuf İzzeddin Efendi tercih edilir; fakat sağlık problemleri nedeniyle tek aday olarak kalır. Sultan Reşad, Sultan II. Abdülhamid’in padişahlığı sırasında hapis hayatı yaşadığı için devlet işlerinde tecrübe edinemez; zaten yumuşak huylu ve zayıf iradelidir. Bu nedenlerle padişahlığı sırasında devlet yönetimi daha çok İttihat ve Terakki Partisi’nin genç ve dinamik ileri gelenlerinden Enver Paşa, Talat Paşa ve Cemal Paşa’nın elinde kalır. İttihat ve Terakki’nin yönettiği saltanat yılları halk arasında; Sultan Reşad Zamanı, Devr-i Meşrutiyet, Hürriyet olarak anılmıştır. Reşat Altınını piyasaya süren; zırhlılara, gemilere, köy ve kasabalara Reşadiye adını veren İttihat ve Terakki Fırkası liderleri, kapalı kapılar ardında padişahın bunaklığından söz ederler. V. Mehmed’in ilk saltanat günlerinde adi suçluların ve özellikle 31 Mart Olayı ile ilişkili ve İttihat ve Terakki Partisi aleyhtarı siyasi suçluların kentin meydanlarında asılmalarına onay vermeyeceğini mabeyn üyelerine ısrarla bildirmesine rağmen; İttihat ve Terakki’nin ısrarlarına karşı gelemeyip bunlara onay vermek zorunda kalır. Şehir halkı meydanlarda kurulan darağaçlarına asılan suçluların cesetleri İstanbul’da olağan görüntüler haline gelir. Mehmed Reşad saltanat döneminde, çok sayıda kanun, kararname ve irade-i seniyye hiçbir itiraz şerhini koymadan; hatta farkına varmaksızın onay verir. Enver Paşa Padişah olarak ilk icraatları ikamet ettiği sarayı ve cuma alaylarını değiştirilmesi olur. Abdülhamid’in ikamet sarayı olan Yıldız Sarayı’ndan ayrılır ve Dolmabahçe Sarayı’na yerleşir. Haftalık cuma alayı semtin değişik camilerinde yapılmaya başlar; bu nedenle Abdülhamid döneminde kullanılmaması nedeniyle çürüyen landolar ve saltanat arabaları onarılır. Şehir yollarına alışık yeni atlar satın alınır; seyis ve arabacılara yeni sırmalı üniformalar hazırlanır. Alman hayranlığının zirvede olduğu yıllardır. Hatta V. Mehmed’in bıyıkları bile etkilenir bundan; Wilhelm kâri bıyık erkeklerin simgesi olur. Sultan V. Mehmed Reşad’ın saltanatının ilk yıllarında; Doğu Anadolu’da, Balkanlar’da çeşitli karışıklıklar çıkar. Sultan Reşad bu karışıklıkları önlemek için Rumeli’ye gider. 1911-192’de Trablusgarp Savaşı’nda, içlerinde Atatürk’ün, Enver Paşa’nın da bulunduğu genç subayların başarılı direnişleriyle İtalyanlara karşı başarı elde edilse de; Balkan Savaşı’nın başlamasıyla bu yetenekli subaylar İstanbul’a çağrılır. Sonunda, İtalyanlarla Uşi Antlaşması 1912 imzalanır. Antlaşmaya göre Trablusgarp ve Bingazi İtalyanlara bırakılır. 12 ada ise, Balkan Savaşları sonunda Osmanlı Devleti’ne geri verilecekti; ancak İtalyanlar sözlerinde durmazlar ve böylece Ege’deki Türk egemenliği de sarsılmaya başlar. Atatürk, Trablusgarp 8 Ekim 1912’de yaşanan I. Balkan Savaşı sonunda, Osmanlı Devleti Makedonya’yı, Batı Trakya’yı, Edirne’yi, İtalyan işgali dışında kalan Ege adalarını kaybeder; 30 Mayıs 1913 yılında, Balkan Savaşı’nı kaybetmesi nedeniyle Bulgaristan Krallığı ile Londra Antlaşmasını imzalamak zorunda kalır. Bu antlaşma ile; Ege adalarının geleceğinin belirlenmesi Arnavutluk sınırlarının çizilmesi büyük devletlere bırakılır. Girit hukuken Yunanistan’a bırakılır, Midye-Enez hattının batısında kalan topraklarda Balkan Devletlerine bırakılır, Edirne Bulgaristan’da kalır. Balkan Savaşları’nda Osmanlı İmparatorluğu’nun yaşadığı bozgunun ardından; 22 Ocak 1913 günü Meclis toplanır ve Balkan devletleri ile nasıl bir anlaşma yapılması gerektiği konusu tartışılır. Bu toplantıdan bir an önce barış anlaşmasının imzalanması kararı çıkar. Hükümete muhalif olan ve Bulgar kuşatması altında bulunan Edirne kentinin barış müzakereleri döneminde, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin tertiplediği ve başrolde de Enver Paşa’nın bulunduğu bir girişim neticesinde Kâmil Paşa kabinesi kanlı bir şekilde devrilir. Bâb-ı Âli Baskını olarak tarihe geçen bu olayın ardından 23 Ocak 1913 Perşembe günü Mahmut Şevket Paşa, Sadrazamlık makamına getirilir. İttihat ve Terakki Partisi artık siyasi olarak bütün kontrolü ele geçirir. Bu askeri darbe Kâmil Paşa’nın istifası ve Nâzım Paşa’nın öldürülmesi ile sonuçlanır. İttihatçı fikirlere sahip bir grup genç subayın yaptıkları bu operasyon sonucunda İttihat ve Terakki’nin diktası tam anlamıyla başlar. Bu baskınından sonra artık Sultan V. Mehmed Reşad devlet yönetimindeki bütün denetimini yitirir. Sultan Mehmed Reşad Birinci Balkan Savaşı sonrası, oluşan sınırlar yüzünden tüm devletler rahatsızdır; toprak paylaşımının adaletsiz ve taraflı olduğunu, Bulgaristan’ın hak ettiğinden daha fazla toprak aldığını düşünürler. Bu savaşın, tek hedefi Bulgaristan’dır. Böylece Yunanistan, Romanya, Karadağ, Arnavutluk birlik olunca, Bulgaristan ağır bir yenilgi alır. Bunu fırsat bilen Enver Paşa komutasındaki Osmanlı Ordusu, 21 Temmuz 1913 tarihinde Edirne’ye girer. Tek kurşun atmadan, Edirne, Kırklareli ve Dimetoka geri alınır. II. Balkan Savaşı sonrasında imzalanan antlaşmalar arasında, en zararlı çıkılan Yunanistan ile imzalanan 14 Kasım 1913 tarihli Atina Antlaşması olur. Antlaşmaya göre Selanik ve Yanya Yunanistan’a verilir. Osmanlı, Girit’in Yunanistan’a ait olduğunu kabul eder. Yunanistan’da yaşayan Türklere azınlık hakları verilir. İttihat ve Terakki liderlerinin özellikle de; Enver Paşa’nın etkisiyle devlet hiç hazır olmadığı Birinci Dünya Savaşı’na girer. Sultan Reşad, Birinci Dünya Savaşının sonucunu göremeden 3 Temmuz 1918 tarihinde vefat eder. Sultan VI. Mehmed Vahdettin Sultan VI. Mehmed Vahdettin Dönemi Sultan Abdülmecid ile Çerkez asıllı cariye, Gülüstü Kadınefendi’nin oğludur. Sultan V. Mehmed Reşad tahta çıktığında Abdülaziz’in oğlu Yusuf İzzettin veliaht olur. Kendisinden 6 ay büyük kardeşi Şehzade Süleyman’ın o yıl ölmesiyle Vahdettin tahtın ikinci varisi olur. Yusuf İzzettin intihar edince Vahdettin veliaht olur. Vahdettin tahta çıktığı sıralarda, Birinci Dünya Savaşı hemen her cephede Osmanlı ordularının yenik düşmesiyle bitmek üzereydi. Saltanatının daha dördüncü ayını bile doldurmadan zor duruma düşen Sultan, zaman kazanmaya çalışır. Devletin içinde bulunduğu durumdan kurtulabilmesinin ancak İngiltere ve Fransa’nın kazanılmasıyla mümkün olabileceğine inandığından İngiliz dostluğu ve Fransız yakınlığı politikasını benimser. I. Dünya Savaşı’nın sonlarında ortaya çıkan şartlar, müttefiklerinin durumu, mali sıkıntılar, Irak, Suriye-Filistin ve Hicaz cephelerindeki başarısızlık ile birlikte; Trakya üzerinden İstanbul’a yönelik bir harekat ihtimali karşısında Osmanlı yöneticileri mütareke istemekten başka çıkar yol bulamazlar. İtilaf Devletleriyle 30 Ekim 1918 tarihinde, Osmanlı devletini fiilen bitiren Mondros Mütarekesi’ni imzalarlar. Antlaşmaya göre Boğazlar tüm devletlere açık olacak ve İtilaf Devletleri tarafından işgal edilecek, bütün haberleşme-ulaşım araç ve gereçleri İtilaf Devletleri’nin kontrolüne verilecek, güvenliği sağlayacak askerden fazlası terhis edilecek, Osmanlı savaş gemileri derhal teslim edilecek ve gösterilecek olan Osmanlı limanlarında gözaltında bulundurulacak, İtilaf Devletleri güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya çıkması halinde herhangi bir stratejik yeri işgal etme hakkına sahip olacaktı. 13 Kasım 1918’de İstanbul, İtilaf Devletlerince işgal edilir. İstanbul’da, işgal ya da mütareke dönemi denen 4 yıllık acı dolu günler başlar. Bütün bu gelişmeler karşısında hiç bir varlık gösteremeyen Vahdettin, Meclis-i Mebusan’da görünür ve 21 Aralık 1918’de meclis fes edilir. İzmir başta olmak üzere Ege bölgesinde işgaller başlar. 16 Mayıs 1919’da, Mustafa Kemal Paşa padişahla görüşüp Bandırma Vapuruyla Milli Mücadele’nin başladığı nokta olan Samsun’a hareket eder. Vahdettin, Şura-yı Saltanatı toplar; birtakım kararlar alır ama bunların uygulanması imkansızdır. İşgalleri protesto amacıyla Fatih, Sultanahmet, Üsküdar, Kadıköy’de mitingler yapılır. Vahdettin’e en çok zarar veren kişilerden biri olan kayınbiraderi Damat Ferit Paşa; Anadolu’da başlayan Kuvayı Milliye hareketine karşı Kuvayı İnzibatiye hareketini oluşturur. 10 Ocak 1920’de Meclis-i Mebusan toplanır; Rauf Orbay, saltanat hükümetiyle temaslarda bulunur. Devlet yönetiminde artık iki başlı bir durum söz konusudur İstanbul Hükümeti ve Atatürk önderliğinde Milli Mücadele Hareketi. 11 Nisan 1920’de Sultan Vahdettin Meclis-i Mebusan’ı kapatır. Dağılan meclis üyelerinin birçoğu Ankara’ya giderek, 23 Nisan 1920’de açılan TBMM’ye katılırlar. Sadrazam Damat Ferit Paşa 22 Temmuz 1920’de, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Belçika, Ermenistan, Yunanistan, Polonya, Hicaz, Romanya, Çekoslovakya ve Sırp-Hırvat-Sloven Devleti ile Sevr Antlaşmasını imzalar. Misak-ı Milli’ye aykırı olması ve Türk milletinin bağımsızlığını tamamen ortadan kaldıran bir anlaşma olması nedeniyle TBMM tarafından tanınmaz ve hiç uygulanmaz. Atatürk bir yıldız gibi parlar ve Milli Mücadele hareketi ile bağımsızlığımızı kazanırız. Milli Mücadele’nin kazanılmasının ardından hayatını tehlikede gören Sultan Vahdettin, İngilizlere sığınır. Sığınma talebini kabul eden İngilizler önce onu Malta’ya götürür ancak burada fazla kalamayan Vahdettin; Hicaz Kralı’nın daveti üzerine Mekke’ye gider. Bu arada İngilizler onun halife sıfatından faydalanmayı düşünmüşlerse de; bu hususta ciddi teşebbüslerde bulunmazlar. Hicaz’ın havasına alışamayan son sultan bu kez vefatına kadar ikamet edeceği San Remo’ya gider; 16 Mayıs 1926’da orada vefat eder. Kaynak Osmanlı Tarihi 1789-1908, Tanzimat Dönemi Ve Osmanlı İmparatorluğunda Değişen Yönetim Anlayışı, Atatürk İlkeleri Ve İnkilap Tarihi I, 19. Yüzyılda Osmanlı Devşeti Dağılma Dönemi OSMANLI DEVLETİNDEKİ ISLAHATLARToplum Hayatı Değişiyor Islahat Osmanlı tarihinde gerileme döneminden başlanarak zaman zaman Batı örneğine göre girişilen yenileşme ve ilerleme atılımlarına verilen ad. Osmanlı Devleti’nin Avrupa karşısında XVII. yüzyıldan itibaren gerilemeye başlamasıyla devlet adamları bu duruma çareler aradılar. XVIII. yüzyıldan itibaren gerçekleştirilen ıslahatlarla Avrupa’daki kurum ve gelişmeler alınarak ülkenin ilerlemesi yönünde çalışmalar yapıldı. Islahatlardan en önemlileri haberleşme ve ulaşım alanındaydı. ISLAHATLARI 1730–1754 -Topçu ve humbaracı ocakları ıslah edildi. -Orduda; takım, tabur, bölük ve alay teşkilatı kuruldu. -Orduya subay yetiştirmek için Kara Mühendishanesi Mühendishane-i Berri Hümayun açıldı 1731. III. MUSTAFA 1757–1774 -Tophane ıslah edildi, yeni toplar döktürüldü. -Sürat Topçuları birliği kuruldu. -Maliye alanında düzenlemeler yapıldı. -Donanmaya subay yetiştirmek amacıyla Deniz Mühendishanesi Mühendishane-i Bahri Hümayun açıldı 1773. 1774–1789 -İstihkâm Okulu açıldı. -Sürat topçularının sayısı arttırıldı. -Kara ve deniz kuvvetlerini ıslah etmek için Avrupa’dan subaylar ve uzmanlar getirildi. -Maliye alanında düzenlemeler yapıldı. III. SELİM 1789–1807 -III. Selim döneminde yapılan ıslahatların tümüne “Nizam-ı Cedit” Yeni Düzen denir. -Avrupa tarzında bir ordu kuruldu. Bu orduya “Nizam-ı Cedit Ordusu” denir Nizamı-ı Cedit ordusunun eğitim ve öğretimi için Fransa ve İsveç’ten subaylar getirildi. Bu ordu Akka Kalesi önünde Napolyon’un ordusunu yenilgiye uğrattı. -Nizam-ı Cedit ordusunun masraflarını karşılamak için “İrad-ı Cedit” hazinesi kuruldu. -Kara ve Deniz Mühendishanesi yeniden düzenlenerek geliştirildi. -Yerli malı kullanımı teşvik edildi. -Avrupa’yı yakından takip edebilmek için Londra, Paris, Viyana ve Berlin’de sürekli elçilikler kuruldu. -Okullarda yabancı dil uygulaması başlatılarak Fransızca zorunlu yabancı dil haline getirildi. -III. Selim dönemi Kabakçı Mustafa İsyanı ile sona erdi. Nizam-ı Cedit Ocağı kaldırıldı. ISLAHATLARI 1808–1839 Askeri Alandaki Islahatlar -Sekban-ı Cedit Ocağı kuruldu. -Eşkinci Ocağı kuruldu. -İlk kez askeri amaçlı nüfus sayımı yapıldı, sadece erkekler sayıldı. 1831. -Yeniçeri Ocağı kaldırıldı 1826. Tarihte bu olaya “Vaka’yı Hayriye/Hayırlı Olay” denir. -Yeniçeri Ocağı’nın yerine “Asakir-i Mansure-i Muhammediye” Muhammed’in Övülmüş Askerleri ordusu kuruldu. -Tıp Okulu ve Harp Okulu kuruldu. NOT Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması ile padişahlar yeniden yönetime egemen olmuştur. Yapılacak ıslahatların önü açılmıştır. Yönetim Alanındaki Islahatlar -Divan kaldırılarak yerine “nazırlılar/bakanlıklar” kuruldu. -Memurlar, “iç işleri/dâhiliye” ve “dış işleri/hariciye” memurları olmak üzere ikiye ayrıldı. -Askeri ve idari işleri düzenlemek için danışma meclisleri kuruldu. -Dirlik sistemi tımar ve zeamet kaldırıldı, memurlara maaş bağlandı. -“Sened-i İttifak” imzalandı Sened-i İttifak; II. Mahmut ile ayanlar [büyük toprak sahipleri] arasında imzalandı. Sened-i İttifak’a göre, ayanlar devlet otoritesini tanıyacak, ıslahatları benimseyecek, buna karşılık bulundukları bölgede vergi toplama hakkını elde edeceklerdi. NOT Osmanlı Devleti’nde demokratikleşme alanında atılan ilk adım 1808 yılında imzalanan Sened-i İttifak’tır. Bu belge ile padişahın otoritesi ilk kez kısıtlanmıştı. Ayrıca Osmanlı Devleti’nin ayanlara söz geçiremeyecek kadar zayıf olduğunu gösterir. Kültür ve Eğitim Alanındaki Islahatlar -Ortaokul seviyesinde Rüştiye okulları açıldı. -Medreselerin yanında Avrupa tarzında eğitim kurumları açıldı. Bu da kültür ikiliğine neden oldu. -Enderun kaldırılarak yerine devlet adamı yetiştiren okul kuruldu. -İlköğretim zorunlu oldu. -İlk defa Avrupa’ya öğrenci gönderildi. -Harp Okulu, Tıp Fakültesi ve Bando Okulu açıldı. -“Takvim-i Vakayi” adıyla ilk resmi gazete çıkarıldı. Sosyal Alanda Yapılan Islahatlar -Müsadere Usulü, yani devletin vatandaşların mallarına el koyması uygulaması kaldırıldı. -İlk Posta ve Polis örgütü kuruldu. -İlk Karantina Sistemi ve Sağlık Örgütü oluşturuldu. -Kıyafette değişiklikler ve düzenlemeler yapıldı. Memurlara fes ve pantolon uygulaması getirildi. -Devlet dairelerine padişah portresi asılması uygulaması getirildi. Ekonomi Alanında Yapılan Islahatlar -Yerli malı kullanımı teşvik edildi, memur ve asker elbiselerinin yerli kumaştan yapılması emredildi. -Yerli üretimi arttırmak amacıyla yerli üreticiye gümrük kolaylığı sağlandı. NOT Her alanda ekonomik, sosyal, askeri, eğitim gibi ıslahat yapan tek padişah II. Mahmut’tur. NOT 17. yüzyılda Avrupa örnek alınmamış, yapılan ıslahatlar yüzeysel olmuş, padişahın hayatıyla sınırlı kalmış, ayaklanmalar şiddet ve korkuyla bastırılmaya çalışılmıştır. 18. ve 19. yüzyılda yapılan ıslahatlarda Avrupa örnek alınmış, gerilemenin nedenleri araştırılmıştı. ABDÜLMECİD DÖNEMİ 1839–1861 -1839’da Tanzimat Fermanı yayınlandı. Tanzimat Fermanı; Mustafa Reşit Paşa tarafından hazırlanarak Gülhane Parkı’nda halka okundu. Fermanın diğer adı da “Gülhane Hatt-ı Hümayunu’dur. Tanzimat Fermanı ile; Osmanlı topraklarında yaşayan herkesin Müslüman, Hıristiyan, Musevi can, mal ve namus güvenliğinin sağlanması, mahkemelerin açık hale getirilmesi, kanun önünde eşitliğin sağlanması, vergilerin herkesin gelirine göre düzenlenmesi ve herkese mal edinebilme hakkı sağlandı. -1856 tarihinde Islahat Fermanı imzalandı. Islahat Fermanı ile; Hıristiyan ve Musevileri küçük düşürücü sözlerin kullanılmaması, azınlıkların kilise ve okul açması, devlet memuru olabilmesi, il genel meclisine üye olması, din ve mezhep özgürlüğünün tanınması, herkesin kanun önünde eşit olması, herkesin serbest ticaret yapmasına imkân sağlandı. -İlk defa kâğıt para basıldı “kaime” adı verilir. -Galatasaray Sultanisi, Mülkiye, Darüşşüfaka ve Sanat Okulları açıldı. -Yeni yönetim birimleri oluşturuldu. Bunlar; il, liva, kaza, nahiye ve köylere ayrıldı. 1876–1909 -1876’da I. Meşrutiyet Genç Osmanlılar Jön Türkler/Namık Kemal, Mithat Paşa, Ziya Paşa’ın çalışmalarıyla II. Abdülhamit tarafından ilan edildi. I. Meşrutiyet’in ilanı ile; padişahın yetkileri kısıtlandı. Halk ilk kez yönetime katılma hakkı elde etti. 23 Aralık 1876’da Kanun-i Esasi kabul edildi. NOT Kanun-i Esasi, Osmanlı Devleti ve Türk tarihinin ilk anayasasıdır. -Anayasaya göre, padişah meclisi kapatma yetkisine sahipti. II. Abdülhamit, 1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nı 93 Harbi bahane ederek meclisi kapattı ve milletvekillerini Malta’ya sürgüne gönderdi. -Meşrutiyeti yeniden kurmak isteyen aydınlar İttihat ve Terakki Cemiyeti’ni kurdular. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Enver Bey ve Niyazi Bey baskılarına daha fazla dayanamayan II. Abdülhamit 23 Temmuz 1908’de II. Meşrutiyet’i ilan etti. Kanun-i Esasi bazı değişiklikler yapılarak yeniden ilan edildi. Padişahın meclisi açma-kapama yetkisi kısıtlandı, sürgüne gönderme yetkisi elinden alındı. 31 Mart Olayı Meşrutiyet yönetimine karşı olanların kışkırtmaları sonucu 13 Nisan 1909 günü Hicri takvime göre 31 Mart İstanbul’da ayaklanma çıktı. Ayaklanmayı bastırmak için İttihat Terakki Cemiyeti, Hareket Ordusu adı verilen bir birliği Selanik’ten İstanbul’a gönderdi. Ordunun kurmay başkanı, Mustafa Kemal idi. İsyan bastırıldı. II. Abdülhamit tahttan indirildi. Etiketler Osmanlı Devletinde Islahatlar konu özeti 7. sınıf sosyal admin Yazımızda eksiğimiz olduğunu düşünüyorsanız yorum yazarak bildiriniz.

19 yy padişahları ve ıslahatları